FATİHA SURESİ

 

Allah(c.c.)'ın ismi, isimlerin en hayirlısıdır. İsmiyle birlikte, yeryüzünde ve gök* yüzünde hiçbir şeyin zarar veremediği Allah (c.c.)'ın ismiyle başlıyorum.

"Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla." (Fâtihâ Sûresi)

Fâtihâ Sûresi, kısa sûrelerden olmasına rağmen, O "Ümmü'l-Kitâb=Kİtaplarm

Anası, Esası, Özü" olarak isimlendirilmiş en yüce sûrelerdendir. Çünkü bu sûre, İslâm inancının kısa bir özetini, dünyada risâletini gerçekleştireceği insanlar İle Rab'le-ri arasında, sağlam bir sözleşmeyi ve doğru yola ulaştırması, başarılı kılması ve rızasını kazanması için insanoğlunun, Allah (c.c.)'tan İstediği bir ricayı kapsamaktadır.

Birinci âyete bakalım; " Âlemlerin Rabbi Olan Allah'a Hamd Olsun."

Âyette geçen "Hamd" kavramı, şu üç anlamı da kapsamaktadır:

a-) Hamd; Yüce varlığın celâl, cemâl ve kemâl sıfatlarını apaçık ortaya koyan senadır.

b-) Hamd; Nimet sahibinin bize verdiği ve bizim de istifâde ettiğimiz nimetler üzerine övgüdür.

c-) Hamd; İnmekte olan iyilik ve sunulmakta olan faziletlere karşılık şükürdür.

Sabahleyin kalktığımız zaman, örneğin şöyle dua ederiz; "Bizleri uykularımızdan uyaran ve sonunda da kendi huzurunda toplanılacak olan Allah (c.c.)'a hamd olsun." Biz bu duamızda, Allah (c.c.)'i hem sena ediyor, hem övüyor ve hem de O (c.c.)'na şükrediyoruz.

"Rabbu'l-Âlemîn"; Arz'dan Arş'a, gökten yere, hayvanlardan bitkilere ve meleklerden insanlara kadar her şeyin sahibi ve efendisi demektir. "Âlem", Allah (c.c.)'ın dışındaki bütün yaratıklardır. Allah(c.c.)'ın dışındaki her şey ise, O (c.c.)'na muhtaç olan varlıklardır.

Fâtihâ Sûresi • I I

Kur'ân-ı Kerîm'in Konulu Tefsiri

Evet, Allah(c.c.)'m haricindeki her şey, O (c.c.)'nun kulu ve nimetinin bir parçasıdır. "Hamd, göklerin, yerin ve bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Göklerde ve yerde azamet yalnız O'nundur. O, Azız'dır, Hakim'dir." fCâsiye, 46/36-37)

"Rahman ve Rahîm": Bizler O (c.c.)'nun rahmeti sayesinde yaşamaktayız. Allah (c.c.)'ın Rahmet ve İlim sıfatı her şeyi kapsar. Şayet yüce Allah (c.c.) Gafur ve Rahîm olmasaydı, günahlarımız bizi helak eder, zulüm ve inkârlarımız ise, bizleri yok ederdi.

"Din Gününün Sahibi": Burada Din'den maksat, ceza ve karşılık demektir. Bu da, âhiret âleminin başlaması anlamına gelir. Ahiret âlemi ise, yaşadığımız bu dünyanın karşılığıdır.

Şu anda tüm dünyaya hâkim olan materyalist Batı medeniyeti, âhiret hayatını neredeyse unuttu. Hatta âhiret hayatını anmayı ve hatırlamayı bir eğlence sanıyor. Bu medeniyet eğitim-öğretim, yasama, ulusal ve uluslararası siyaset arenasında, âhiret düşüncesini kasıtlı olarak unutuyor. Oysa âhiret hayatı, gözetilip hesaba katılması gereken büyük bir hakikattir.

"Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz." (Fâtihâ Sûresi)

Ey Rabb'imiz! Sadece sana ibadet eder ve sadece senden yardım isteriz. Zira senin dışındaki her şey sana muhtaçtır, tıpkı şu hadislerde geldiği gibi; "Ey Rabb'im! Seni anmak, sana şükretmek ve sana güzelce kulluk etmek için bana yardım et." "Bir şey istediğin zaman sadece Allah(c.c.)'tan iste ve bir yardıma ihtiyacın olduğunda da yine O (c.c.)'ndan yardım dile."

"Bizi dosdoğru yola ilet; kendilerine nimet verdiklerinin yoluna." (Fâtihâ Sûresi)

Düz çizgi, iki nokta arasındaki en kısa mesafedir. Bu sebeple de, birden fazla olmaz. Her kim doğru yolda olursa, Allah (c.c.)'a ulaşır. Zira, "Şüphesiz benim Rabb'im doğru yol üzeredir" (Hûd, 11/56)

Değişik zaman ve mekanlarda peygamberlerin tebliğ ettiği Allah (c.c.)'m dini birdir ve kaynağı tektir. Yücelik ve övgü O (c.c.)'na aittir. Yerlerde ve göklerde yaşayanların hepsi O (c.c.)'na muhtaçtır. İşte belki de bu nokta, günümüzde varlığını sürdüren dinlerin müntesipleri arasındaki ihtilaf noktasıdır. Fakat müslümanlar kesin olarak inanırlar ki, Allah (c.c)'m haricindeki her şey, dünya ve âhirette O (c.c.)'nun hükmüne boyun eğen ve emirlerine itaat eden kuldan ibarettir. Herhangi bir beşer veya meleğin, bu hakikati aşması mümkün değildir. Sonuçta kim O (c.c.)'nun yolunu takip ederse kurtulur, kim de ayrılırsa helak olur.

Allah (c.c.) ve Resûlü'ne iyi itaat eden herkes bu hedefe ulaşır. "Kim Allah'a ve Resule itaat ederse iste onlar, Allah (c.c.)'in kendilerine ihsanlarda bulunduğu peygamberler, sıddîkler, sehidler ve salihlerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!"

12- Fâtihâ Sûresi

Muhammed Gazalî

(Nisa, 4/69) Fakat bir kimse de şayet herhangi bir şeyi Allah (c.c.)'a ortak koşar veya O (c.c.)'nun emirlerine boyun eğmeyi reddederse, o kişi, kendisinde hiçbir ümit ve iyiliğin olmadığı, öfke ve sapıklık arasındadır.,.

"...gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil!" (Fâtİhâ Sûresi)

Kişi, iyi bir fikir ve doğru bir bakış açısına sahip olmalıdır. Eğer doğruya ve hakikate ulaşmışsa, bunlarla amel etmesi, Rabb'ine karşı alçak gönüllü olması ve kullarına da şefkatle muamele etmesi gerekir.

Bu sûre, insanlarla Rab'leri arasında kabul gören ve sürekli tekrarlanan bir mü-nâcât olması için, Allah (c.c.)'ın bütün namazlarda okunmasını farz kıldığı bir sûredir. Çünkü bu sûrede anlatılanların ilmî hakikatler olmasının yanında, aynı zamanda, Rabb'inin rızasını dileyen kulun yakarışı da vardır.

Bir kutsî hadiste şöyle denmektedir: "Namazı kulumla kendi aramda ikiye ayırdım ve kulumun İstediği de verilecektir. Kul; "Âlemlerin Rabbi olan Allah (c.c.)'a hamdolsun", dediğinde, Allah (c.c.) der ki; "Kulum bana hamd etti!" Kul; "O (c.c.) Rahman ve Rahim'dir" dediğinde, Allah (c.c), "Kulum beni övdü, sena etti!" der. Kul; "O (c.c), din gününün sahibidir" dediğinde, Allah (c.c.) der ki; "Kulum beni yüceltti, her şeyi bana havale etti!" Kul; "Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz" dediğinde, Allah (c.c.) der ki; " Bu kulumla benim aramdadır ve kuluma istediği verilecektir." Kul; "Bizi dosdoğru yola ilet; kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil!" dediğinde, Allah (c.c.) der ki; "Bu kulum içindir ve kuluma istediği verilecektir."

Bizler, kendi İçimizde devamlı dua ederiz. Tıpkı her abdest alışta uzuvlarımızı tekrar tekrar yıkadığımız gibi. Çünkü bu tekrarın sebepleri devamlı yürürlüktedir. Aynı şekilde insan vücudunun temizlenmesi ve temiz kalabilmesi için, bir veya iki defa yıkanması yeterli değildir. Yaşam boyu devamlı yıkanmak gerekir!

Beşer tabiatım da bir veya İki dua temizleyip eğitemez, bu sebeple her insanın devamlı Allah(c.c)'ın huzurunda olduğunun bilincinde olması gerekir. Çünkü nefsin dürtüleri ve şeytanın vesveseleri, asla bitmez. Dolayısıyla duanın tekrarı ve yakarışın sürekli olması gereklidir; ''Şüphesiz ki, Namaz mü'minler üzerine vakitleri belli bir farzdır."Nisa, 4/103.

İşte bu birkaç kısa satırda, insanlarla Rab'leri arasında mümkün olan yegâne ilişki anlatılmış oluyor. O (cc)'nun varlığını kabul etmek, O'nu övmek, O'nun huzuruna çıkmak için hazırlık yapmak ve O'na ibadet etmeye dair kesin söz vermek, sonra da, bizleri sevdiği şekilde kılması için O'ndan istekte bulunmak... İşte hayatın özeti bu!

FâtihS Sûresi ■ 13