FATİHA SÜRESİ 2

Sûrenin Tanıtımı 2

Ayetlerin Temas Ettiği Konular. 2

Besmelenin Hükmü. 2

Fatiha Sûresi'nin Değeri 3

Sırât-I Müstakim.. 3

"Kendilerine Gazap Edilenler Ve Sapıklar". 3


FATİHA SÜRESİ

 

Sûrenin Tanıtımı

 

Bu sûrede. Yüce Allah'a hamd etme, O'nun, âlemlerin Robbi oluşu ve rahmelinin ge­nişliği anlatılmış; sadece kendisine kulluk edilip, sadece kendisinden yardım dilenmesi öğretilmiş, O'ndan (doğru yolal hidayet, sapkınlar ve kendilerine gazap edilenlerin yolun­dan korunma talep edilmiştir.

Önsözde de belirttiğimiz üzere, bu sûrenin ilk defa tam olarak nazil olan sûre olduğu­nu belirten nebevi bir hadis rivayet edilmiş; müfessirlerden bir çoğu bu sûrede "Beröaîu Is-tihlöl"[1] olduğunu ve yine bu sûrenin Kur'an'ın eşsiz bir sûresi olduğunu söylemişlerdir. Bü­tün bunlarda, Fatiha'nın mushaf için bir önsöz olarak konması ve herhangi bir namazın her rekatinde okunmasının gerekliliğinin hikmeti gizlidir. [2]

 

1- Rahman Rahim Allah'ın Adıyla                                  

2- Hamd âlemlerin[3] Rabbi [4]lan Allah'-ındır.    

3-(O) Rahman'dır, Rahim'dir.    

4-  Din gününün sahibidir.

5- (Rabbimiz) ancak sana kulluk ederiz; ancak senden yar­dım isteriz.                                                  

6-  Bizi doğru yola[5] ilet.

7-  Nimet verdiğin kimselerin yoluna (ilet); kendilerine ga­zap edilenlerin ve sapıkların yoluna değil!

 

Ayetlerin Temas Ettiği Konular

 

1- Evrenin ve içerisindeki varlık ve yaratılmışların Rabbi olan Allah'a hamd etmenin vurgulanması,

2- Allah'ın kuşatıcı rahmet sıfatları ve hesap gününün yegâne sahibi olduğunun an­latımı,

3-Sadece kendisine kulluk edip, sadece kendisinden yardım dilediklerine dair kulla­rının, kendisine yönelerek hitap etmesi,

4- Allah'ın, kendilerini doğru yola ulaştırması konusunda (kullardan) kendisine dua edilmesi ki, bu yol, Allah'ın kendilerine nimet verdiği kimselerin yoiu olup, sapıkların ve kendilerine eazap edilenlerin yolu değildir. [6]

 

Besmelenin Hükmü

 

Cumhura (alimlerin çoğunluğuna) göre Fatiha süresindeki besmele; sair sûrelerin aksine bu sûrenin ası! ayetlerinden biridir. Bununla beraber, her sûrede yer alan besme­lenin de bu sûrelerden bir ayet olduğunu ifade eden rivayetler vardır. Mesela. İbn Ab-bas'tan nakledilen bir rivayete göre, Hz. Peygamber (s), kendisine Cebrail gelip "Bis-millahirrahmanirrahim'ri okuyunca, onun yeni bir sûre olduğunu öğretmiştir. İbn Me-sud'dan nakledilen bir rivayette ise şu (sözler) yer almıştır: "Biz, besmele nazil olucaya kadar iki sûrenin birbirinden ayrılmasını bilmezdik". Bununla beraber, Fatiha süresin­deki besmelenin sûrenin aslından olmadığını; Fatiha'nın son ayetinin iki ayet olduğu ve birincisinin "nimet verdiklerinin.." cümlesinde sona erdiği, ikincisinin de "kendilerine gazap edilenler" cümlesiyle başladığını belirten bir başka rivayet vardır. Bundan dolayı, sûrenin ayetlerinin sayısında eksiklik olmamaktadır ve görüşlerden birisinin kesinliğini iddia etmek mümkün değildir.[7]

Bu sûrenin en tanınmış ismi olan "Fatiha" kelimesi, adları lafız veya konu yönünden içeriklerinden alınmış olan diğer sûrelerin aksine, sûrenin ayetlerinin içerisinde yer al­mamıştır. Fatiha'nın başka isimleri de zikredilmektedir. Bunlar: "Ummıri-Kur'an (Kur'an'ın anası), "Ummu'l-Kilâb" (Kitab'in anası) , "es-Seb'u'1-Mesâni" (birbirine benzer yedi ayet) ve "Hamd"[8] dır. Son isim (Hamd), diğer Kur'an sûrelerinin isimlendi-rilmesine uygundur. "Fatiha" ismi, bu sûrenin, mushaf sırası itibarıyla Kur'an sûreleri­nin başlangıcında yer almasından gelmektedir ki, "el-Kur'anü'l-Mccîd"[9] kitabımızda bu isimlendirmenin Hz. Peygamber (s)'e ulaştığı görüşünü kabul ettik. Öte yandan bu sûre, rükû ve secdeli her namazda, Kur'an okumanın girişidir. Bazı rivayetler .sûrenin Medeni olduğunu[10] bir rivayet de iki kez, -bir kez Mekke'de bir kez de Medine'de nazil olduğunu- belirtmektedir.[11]

İlkin sûrenin üslûbu sonra namazdaki tilavetin «irişi olduğuna dair kesin tevatür: na­mazın, İslam davetinin başlangıcından itibaren devam ettiği yönündeki Kuran bilgileri ile teyid edilmiş; şüphe götürmez kesin bilgi (bu bilgi Alak sûresinin "Namaz kılarken bir kulu engelleyeni gördün mü" ayetlerinde bulunmaktadır) bu sûrenin Mckkİ olduğu­nu göstermektedir. Cumhur da bu kanaatledir. Öyle ki, rivayet edilen sûre tertiplerinin hepsinde de Fatiha aynı şekilde belirtilmiştir. Sûrenin bir kez Mekke ve bir kez de Me­dine'de olmak üzere iki kez nazil olduğu rivayetine gelince, biz bu rivayete temkinli yaklaşmaklayız. Çünkü sûrenin ikinci kez nazil olmasının belirli bir hikmetini görme­mekteyiz. [12]

 

Fatiha Sûresi'nin Değeri                                        

 

Müfcssir ve mubaddisler; sûre hakkında, hedef ve faziletleri ile ilgili olarak birçok şeyler söylemişlerdir: Bu sûre, işaret yolu ile Kuran'daki her konuyu ihtiva çimektedir. Zira, Fatiha'da tevhid, Allah'a hamd etme, O'na kulluk, O'ndan yardım isteme ile ahireı gününe, toplumların hidayete ulaşanlar, kendilerine gazap edilenler ve sapıklar şeklinde bölümlere ayrılmasına, Allah'ın melekûtu ve oradaki alemlere vs. işaretler vardır. Bütün bunlar nedeniyle alimler, Fatiha sûresini Kur'an-ı Kerim için harikulade bir başlangıç ve Kur'an mevzularına giriş olarak kabul etmişler; mushafm tertibinde Kur'an'ın önsözü ve namazda tilavete giriş olarak bu sûrenin konulup, her rekatle tekrar edilmesinin hikmeti­ne bu açıdan bakmışlardır.

Belki de bütün bunlarda, ilk lam sûre olarak Fatiha'nın nazil olmasına ilişkin neden­ler ve faktörler yer almaktadır. Özellikle bu sûre, Hz.Peygamber (s)'in, tebliğe başlama­sından sonra meydana gelen olaylara ait herhangi bir işaret içermemekle, sûrede, ilk ayet ve sûrelerde olması uygun olabilecek genel öğreti ve telkinler bulunmaktadır.Sûre'nin üslûbu; Fatiha'nın Allah'a hamd ve kulluk etme, kendisinden hidayet isle­me gibi, mü si umanların yapması gerekenleri kendilerine öğretme tarzında olduğunu il­ham etmektedir. Sûrede şu değerli telkinler bulunmakladır: Müslümanların iman ettiği ilâh, bütün âlemlerin rabbidir ve O'nun rahmeti umumi-kapsamlıdır. O. ahire! gününün sahibidir. İnsanlara düşen, nefis ve kalplerinden Allah'ın dışındaki şeyleri almaları, hiç bir kimseye boyun eğmemeleri ve hak(dava)da hiç bir kimseye aldırış etmemeleridir. Çünkü, fayda veya zarar veren, yaratan ve rızik veren, bütün yaralılanları rahmetiyie ku­şatan sadece Allah'tır. Yaşam ve ölümleri, hidayete ulaşmaları, rızıklanmahırı ve varol­maları konusunda beşeriyet {her şeyini) Allah'a borçludur. Burada, müslüman ferdin ve onun ruhunun, Allah'ın dışındaki varlıkların etkisinden kurları İması; ona güç, güven ve saygınlık verilmesini saptayacak noktalar vardır. [13]

 

Sırât-I Müstakim

 

Sırât-ı müstakim'in, "din ve dünya işlerinin berikisinde de doğru yol"' şeklinde anla­şılması gerekir. Allah ve Rasûlü'nün getirdiklerine iman "doğru yol;"dur. İbadet nilefi-

sindeki görevleri yerine getirmek ''doğru yol"dur. Sadaka vermek, vefa ve diğer ahlâk güzellikleri "doğru yordur. Bunlara aykırı düşen bütün her şey, ancak sapıkların ve Al­lah'ın gazabım hak edenlerin izlemekle oldukları "eğri yordur. [14]

    

"Kendilerine Gazap Edilenler Ve Sapıklar"

 

Bir çok müfessir, "kendilerine gazap cdilenler"i yahudiler, "sapıklar'* hristiyanlar, "Sirat-i müstakıym"i de "İslam dini'' olarak tefsir etmişler ve yahudilcrin "kendilerine gazap edilenler", hristiyanların da "sapıklar" olduğuna dair merlu[15] bir hadis rivayet et­mişlerdir.[16]Oysa bu sûre, Kur'an'ın ilk inen sûrelerindendir. Kur'an'm Mckki bolümü, Ehl-i Kitap olan yahudi ve hristiyanlardan daha yumuşak bir şekilde, Hz, Peygamberdin risalet ve davasına onların tanıklığının istenilmesi tarzında bahsetmiştir ki. bu bölümün üslûbu, onların şahitliklerinin risalet ve Kur'anî vahyin doğruluğu hakkında olduğuna delalet etmektedir. Birçok ayet, onların iman etmeleri ve kedilerine Kur'an okunduğun­da huşu ve itaat göstermelerinden bahsetmiştir. Anlaşılan o ki. miislümanlar bir grup olarak onlara ve kitaplılara itibar etmekteydiler.

Sûrenin tefsiri ile ilgili olarak, daha önce bazı ayetleri belirtmiştik. Kur'an ifadele­rinden anlaşılan, yahudilcrin çoğun i uğunun ve hristiyan gruplarının gösterdikleri engel­leme, inkar ve düşmanlık tavırlarının sadece hicretten sonra meydana geldiğidir. Bun­dan ötürü diyoruz ki; eğer hadis sahih ise, Medine döneminde söylenilmiştir ve ayetin muhtevası, sonradan böbürlenip inat eden yahudi ve hristiyanlara tatbik edilmiştir. Zira yahudiler bilinçli bir biçimde olumsuz tavır gösterdiler ve Allah'ın gazabına nuisiehak oldular ki, onlar hakkındaki bu durumu birçok Medeni ayet tescil etmişi ir,  Mesela:

"Ne zaman ki, on/ara Allah katından, yanlarında buhınan(Tevrat}ı doğruların bir kitap(Kur'an) geldi; daha önce inkar edenlere karsı yardım isleyip dururlarken, o bil­dikleri (Kur'an) kendilerine gelince onu inkar ettiler; artık Allah'in laneti inkarcıların üzerine olsun".

"Allah'ın kullarından dilediğine lütfetme siy I e (vahy) indirmesini çekemeyerek. Al­lah'ın İndirdiğini inkar etmek için kendi/erini ne alçak şeye saftı/ar da. gazap üstüne gazaba uğradılar. İnkar edenler için alçaltın hir azab vardır." (Bakara. 2IH9-90) Ayrıca hristiyanlar, birçok ayetle belirtilen sapıklıklarından ölürü olumsuz tavır la­kındılar ki, şu ayetler onlardan bahsetmektedir:

"Amlolsun, Allah ancak Meryem oğlu Mesih'tir diyenler elbette kafir olmuşlardır. Oysa Mesih demişti ki; Ey İsrailoğulları benim Rabbim ve sîzin Rabbini: olan Allah'a kulluk edin. Zira kim Allah'a ortak koşarsa, muhakkak ki Allah ona cenneti haram et­miştir ve onun varacağı yer ateştir; zalimlerin yardımcıları yoktur."

"Allah, üçün üçüncüsüdür" diyenler elbette kafir olmuşlardır. Oysa yalnız bir Tanrı vardır; başka tanrı yoktur. Bu dediklerinden vazgeçmezlerse elbette onlardan inkar edenlere acı bir azap dokunacaktır."

"Hâlâ, Allah'a tevbe edip O'ndan af dilemiyorlar mı? Allah bağışlayan esirgeyen­dir."

"Meryem oğlu Mesih, bir elçiden başka bir şey değildir. Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Annesi de dosdoğruydu, ikisi de (diğer insanlar gibi) yemek yer/erdi. Bak, onlara nasıl ayetleri açıklıyoruz, sonra bak hasıl (haktan) çevriliyorlar?" (Maiclc 5/72-75) [17]

 

 



[1] Berâat-u fstihlâl: Arap edebiyatında "söze güzel başlama sanatı" - (ç.n.)

[2] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/11.

[3] Alemin : Evrendeki varlıklar ve yaratılmışlar.

[4] Rahh: Mabûd, reis, bir şeyin sahibi ve efendisi               

[5] Sın,: Yol

[6] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/12-13.

[7] İbnu'l-Arabî. Ahkâm'ui-Kur'an, 1/2,3, ei-Cessâs, Ahkâmul-Kur'an, 1/1-13 Aksine tefsire dair her kitabın

evveli neredeyse bundan halidir.

[8] Bkz., el-Alusi, Rûhu'l-Meânî I/38; Fatiha'nın yirmi küsur ismi zikredilmiştir.

[9] Bkz. aynı kitap ve bölüm, s.33

[10] Bkz., el-Alûsî, Rûhu'l-Meânî, Fatiha'ın tefsiri. el-İtkân, 1/24,25

Bkz., el-Alûsî, Rûhu'l-Meânî, Fatiha'ın tefsiri. el-İtkân, 1/24,25

[11] el-İtkân, 1/24-25

[12] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/13-14.

[13] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/14.

[14] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/14-15.

[15] Mesela bkz: Menâr. Tabresî, Zemahşerî, Taberî ve ibn Kesîr tefsirlerinin ilk ciltleri.

[16] Mesela bkz: Menâr. Tabresî, Zemahşerî, Taberî ve ibn Kesîr tefsirlerinin ilk ciltleri.

[17] İzzet Derveze, et-tefsiru’l-hadis, Ekin Yayınları: 1/15-16.