Bakara, 2; Kavram 12

 

B U   K İ T A B    ( K U R ' A N )

 

Kitab; Anlam ve Mâhiyeti

Kur’an; Anlam ve Mâhiyeti

Zalike'l- Kitab (Bu Kitap) Ne Demektir?

Kur’an Hakkında Kısa Bilgi

Kur’an Konuları

Kur’an’da Kur’an

Bu Kitab'ı Kim Göndermiştir?

Bu Kitap Niçin Gönderilmiştir?

Bu Kitap Neyi Anlatmaktadır?

Gerçek Anlamda Çağ Kapatıp Çağ Açan Sadece Kur’an’dır

Bu Kitabı Nasıl Okumalı, Ona Nasıl Yönelmeliyiz?

 

 

"Bu Kitap kendisinde şek ve şüphe bulunmayan bir Kitaptır. Muttakiler için hidâyet kaynağı (rehber-kılavuz) ve yol göstericidir." (2/Bakara, 2)

 

 

Kitab; Anlam ve Mâhiyeti

Kur'an'ın temel kavramlarından biri olan "kitab" 255 yerde geçmektedir. Türkçedeki 'kitap' anlamı yanında; yazılı şey, yazı, yazılan ve yazdırılan anlamlarına da gelir. "El-Kitab": Allah'ın Kitabı demektir. Kur'an ıstılahında Kitab; Allah tarafından yazdırılan şey anlamında kullanılır ve bu anlamda imanın temel konularından biri de Kitaplara imandır.

Kur'an'ın "kitab" la ilgili ifâdelerinden şunların kast edildiği anlaşılır:

Genel anlamda vahy (43/Zuhruf, 4; 13/Ra'd, 39)

Son Peygamber'e gelmiş bulunan vahiyler toplamı (2/Bakara, 2; 38/Sâd, 29; 41/Fussılet, 3; 43/Zuhruf, 2; 44/Duhan, 2)

Bütün kâinat

İnsan

Levh-ı Mahfuz'daki Evrensel kayıt kitabı (evrensel kompütür) (18/Kehf, 47-49; 45/Câsiye, 29)

Her ferdin fiillerinin kaydedildiği bireysel disket (17/İsrâ, 13-14)

Kur'an'a göre insanın önüne, okunmak üzere konan üç temel kitap vardır: Kâinat kitabı, vahy kitabı (Kur'an) ve insanın bizzat kendisi. Kur'an, diğer iki kitabın gereğince okunup değerlendirilmesini kolaylaştıran bir nur (ışık)dur. Evren ve insan adlı kitapların gerektiği şekilde okunabilmesi için, bizzat Allah, vahy kitabı aracılığıyla insana yardımcı olmak için devreye girmektedir. Kur'an, bu üç kitabın belirli pasaj ve parçalarını "âyet" olarak anmaktadır. Kur'an, bir âyetler topluluğu olduğu gibi, kâinat ve insan da âyetler topluluğudur (51/Zâriyât, 20-21; 41/Fussılet, 53). Ne vahy kitabı, insan ve eşyaya ait ilimler olmaksızın çözülebilir; ne de eşya ve insan, vahy kitabı olmadan layıkıyla anlaşılabilir.

Kur’an; Anlam ve Mâhiyeti

Kur'an, Allah'ın Kitabı'nın özel adıdır. Kur'an'da, Kur'an için birkaç isme daha yer verilmekle birlikte; en çok Kur'an adı geçmektedir. Bu ad Kur'an'da 70 defa geçer. Kur'an kelimesi için iki ayrı kök gösterilir. Bunlardan biri, okumak anlamındaki kıraat; ikincisi toplamak, kompoze etmek anlamındaki karn köküdür. Kur'an, ilk emri olan "ikra' " yani oku anlamındaki kelimeyle aynı kökten bir isim taşıyarak okumaya ve ilme en büyük değeri verdiğini belirttiği gibi, neyi ve nasıl okumamız gerektiğini de gösterir. Birçok inceliği ve gerçeği topladığı için de toplamak manasındaki bir köke dayanması ayrı bir hikmet sergiler.

Kur'an'ın önsözü durumundaki Fâtiha'dan sonra, Kitab’ı ilk açan okuyucu için; "Bu Kitap kendisinde şek ve şüphe bulunmayan bir Kitaptır. Muttakiler için rehber-kılavuz (huden)dur." (2/Bakara, 2) açıklaması yapılarak okuyucunun Kitap hakkında endişe etmemesi gerektiği âdeta teyid edilmiştir. Lâ raybe fih denilerek Kitabın varlığı; Huden denilerek de kitabın ne amaçla gönderildiği anlatılmaktadır. Böylece Kitabı eline alan mü'min, Allah'tan olduğu kesin olan Bu Kitab'ı rehber-kılavuz edinerek yolunu bulabilecektir.

Devam eden ikinci âyette yapılması gerekenler topluca özetlenmiştir. Gayb diye ifâde edilen çıplak gözle göremediği, kendini aşan birkaç konuya kesin iman edecek, Salât şeklinde anılan amellerden ilkiyle bazı görevleri yerine getirmeye başlayacaktır. İnfak şeklinde ifâde olunan inandığı ve bağlandığı bir dine hizmet için çaba ve gayretlerini ilkiyle bu esasları başkalarına da götürecektir. Bunlara ilk kendisinin inanmadığını, devam edegelen tarihî mücâdelenin izleyicisi olduğunu hatırlaması için kendinden öncekilerle de irtibatını kuracak, son olarak inzal olunan Bu Kitab'a, Kitabın indiği şahsa (Hz. Muhammed (s.a.s.) ve önceden inzal olan Kitaplara ve Rasûllere de iman edecektir. Bütün bu inanç, amel ve gayretleri hayâtın ikinci ve ebedi bölümü olan Ahiret için yapacak, onun varlığına sanki görüyormuşçasına inanacaktır. Eğer böyle yaparsa hayâtın dünyadaki bölümünün imtihanını başaracak ve kurtulmuş olacaktır.

 

Zâlike'l- Kitab (Bu Kitap) Ne Demektir?

"Bu o Kitaptır ki, kendisinde hiçbir şüphe yoktur. Muttakiler için rehber-kılavuz (huden)dur." (2/Bakara, 2)

Bu âyet, Kur'an açıldığında Fatiha'dan sonra ilk okunan âyettir. Kur'an'ı eline alan okuyucu için elinde tuttuğu Kitabın ne olduğu, ne işe yarayacağı ve kime fayda vereceğinin açıklanmasıyla başlamaktadır. Bu Kitap, "la raybe fih" , kendisinde şüphe bulunmayan bir Kitaptır. Allah (c.c.)'tan geldiği kesindir. Kitabı okuyan kişinin ilk öğrenmesi gereken onun bir Allah kelamı olduğunu şeksiz ve şüphesiz kabul etmesidir. Allah'tan geldiği konusunda meydana gelebilecek bir "acaba?" endişesi, Kitap ile kul arasındaki irtibatı zayıflatacağından, öncelikle bu konudaki endişenin giderilmesi ve tam bir güvenle Allah ile konuşuyormuşcasına Kitapla uyum sağlanılmalıdır. Zira tüm Kitap boyunca birçok açıklama yapılacak, yol gösterilecektir. Ona yaklaşan kişinin, Kitabı bu bakışla değerlendirmesi gerekir.

Rayb; r-y-b kökünden şu anlamda kelimeler geliyor: Râbehu - rayben: Şüpheye düşürmek, şüphe vermek; Rayb: Zan, şüphe, töhmet; İrtâbe: Şüphe etti, itham etti. Âyette geçen "Lâ raybe fih (onda şek, şüphe yoktur)"un anlamı, "Bu Kitabın Allah'tan olduğunda en ufak bir tereddüt bile geçersizdir" şeklinde olmalıdır. Zira Kitabı eline alan bir okuyucu ilk önce bu Kitabı kimin yazdığını ve nereden geldiğini merak eder. İşte bu şüphe, daha ilk cümlede ortadan kaldırılıyor. Bu Kitapık, apaçık bir hakikat olarak işte elimizin altındadır.

“Lâ raybe fih” ifâdesiyle Kitabın "hak" olduğu; “huden” ifâdesiyle "ne işe yarayacağı", “li'l-muttekıyn” ifâdesi ile de "kime" yarayacağı açıklanmış oluyor.

H-d-y kökünden şu anlamlarda kelimeler geliyor: Hidâyet: Doğru yolu bulmak, yoluna girmek. Huden (li): Yol tarif etmek, yol göstermek; Ehda: Mekke'ye kurbanlık sevketmek; Hâdâ: Hediyeleşmek, sulh yapmak; İhtedâ: Doğru yolu buldu, doğru yol üzerinde durdu; Hâdî: Yol gösteren, boyun, aslan; Hâdiye: Önde olan; Hudâ: Yol gösterme, itaat ve kulluk; Hedy: Saygıdeğer kişi, hal ve gidiş. Bu kitabın ne işe yarayacağının "Huden" lafzı ile anlatılışı genel bir yol gösterme ve rehberlik-kılavuzluk fonksiyonuna işaret etmektedir. Ayrıca şu veya bu konuda diyerek kısıtlama yapılmayarak sadece yol göstericidir denilmesi, akla gelebilecek her alanı kapsamaktadır. Arapçada, devenin önünde yularını tutup ona çölde yol gösteren kişiye "Hâdî" denilmektedir. Bu Kitab'ın yol gösterişi genel ve temel esaslardadır. O herşeyin genel rotasını çizer. Temel yönleri belirtir. Mesela; doğu, batı, kuzey, güney gibi temel yönleri bildirir. Rasûller, güneybatı, kuzeydoğu vb. ara yönleri gösterir. Bunlar doğrultusunda muttaki fakih de daha iç yönleri bulabilir.

Bu Kitabın kime yararlı olacağı ise li'l-muttekıyn (Allah'tan sakınanlar için) ifâdesi ile açıklanır. V-k-y kökünden şu kelimeler gelmektedir: Vekaa: Sakınmak, korkmak, korumak, düzene koymak; İttikaa: Korku, saygı; et-takvâ: Allah'ın emirlerini tutup yasaklarından kaçınma; Muttekıy: Allah'tan sakınan; Takıyye: Korkmak, gerçek durumunu gizlemek. Bu kitap Allah'tan sakınan, O'nun koyduğu kuralları çiğnemekten çekinen ve bu hissi taşıyan kişilere fayda verecektir. Diğerleri için ise sadece okunan, ezberlenen, araştırılan, bilgi sahibi olunan bir Kitap konumunda kalacaktır.

Bu kitabın gerçekten Huden olabilmesi, onu eline alan kişinin niyet ve hisleri ile gerçekleşebilecektir. Zira burada canlı olan okuyucudur. Niyeti ne ise, ameli de ona göre olacaktır. Kitabı eline almaktan, okumaktan maksadı ne ise, yararı da ona göre olacaktır.

Bu Kitabın fayda verişi kişinin kasdına göre değişmektedir. Eğer kasdı kafasında önceden edindiği bir fikre delil bulmaksa, kasdı beğenmediği ve uymak istemediği bir ilkeyi, kuralı değiştirmekse, kasdı bilgi sahibi olmaksa, kasdı Bu Kitabı sermaye yapıp üzerinden geçinmekse, bu niyetler ona zarar vermeyecek; bu kasdı taşıyana zarar verecektir. Kasdı Allah'tan sakınmak, kalbi titreyerek gerçekten hayâtına onunla yön çizmekse Bu Kitap işte bu kişiye huden olacak, fayda verecektir. Bütün bunlar Bu Kitaba hiçbir zarar vermeyecek, o tazeliğini ve zindeliğini daima koruyacak, ona yaklaşanlar eskiyecek, gelip geçecek; Bu Kitap ebediyete kadar yaşayacaktır.

"Rablerinden korkanların derileri ondan ürperir. Sonra derileri de kalpleri de Allah'ın zikriyle yumuşar. İşte Bu Kitap Allah'ın insanlar için gönderdiği bir rehber (huden)dir. Allah onunla dilediğini hidâyete erdirir. Kimi de Allah saptırırsa ona hidâyet edecek yoktur." (39/Zümer, 23).

 

Kur’an Hakkında Kısa Bilgi

Kur'an; âlemlerin Rabbi tarafından son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.)'e indirilen kitabın en çok söylenen ismidir. Kur'an'ın diğer isimlerinden bazıları da şunlardır: Zikir, Furkan, Mushaf, Kitabu'l-Mübin, Kelâmullah, Nur, Hüdâ, Şifa, Mev'ize... Bazı müfessirler, Kur'an veya Kitaba sıfat olarak gelen tabirleri de sıralayarak, bu isimlerin sayısını yüze kadar çıkarmışlardır.

Kur'an-ı Kerim, yirmi üç senede peyderpey nazil olmuştur. Kitab'ın hepsi bir defada indirilmemiştir. Kur'an, bölüm olarak 114 sûreye ayrılır. Bu sûrelerin hepsi aynı uzunlukta değildir. Elli sayfalık bir sûre olduğu gibi, bir satırlık sûre de vardır. Sûreler de âyetlere ayrılır. En kısa sûre üç âyet, en uzun sûre de iki yüz seksen altı âyettir. Âyetlerin uzunlukları da eşit değildir. Bir sayfalık bir âyet olduğu gibi bir kelimelik âyetler de vardır. Kur'an, sayfa adedine göre de cüzlere ayrılır. Her cüz yirmi sayfadır. Kur'an, toplam otuz cüzdür. Her cüz de kendi içinde dört hizb'e ayrılır. Her hizb, beş sayfadır.

 

Kur’an Konuları

Kur'an'ın dış yapısıyla ilgili bu bilgileri verdikten sonra iç yapısına, konularına geçebiliriz. Kur'an, üluhiyet ve ubudiyet konularını içerir. Rabbımız ve sıfatları, yaratıklar, özellikle de insan ve onun Rabbıyla ve diğer yaratıklarla ilişkileri Kur'an'ın ana konusudur. Kur'an, Rabbımızın bize mesajları olduğu için, konuları da kul ile Rab arasındaki ilişkiler bağlamında, kulun varlık alemindeki konumu, kendisini yaratan Rabbın özellikleri, insanın ilişki içerisinde olduğu ve olabileceği her şeyi içermektedir. Kısaca maddeler halinde sıralayacak olursak:

Allah Teâlâ,

İnsanlar,

Tabiat ve evren,

Rasûller, Nebîler ve iyi kulların örnekliği,

Toplum ve Tarih,

Göremediğimiz, fakat etkilendiğimiz varlıklar (melek, cin),

Kötülük örnekleri, isyancı kullar (şeytan, Fir'avun, Karun, Ebu Leheb, kâfirler, müşrikler, zalimler, fasıklar, münafıklar...),

Helaklar, kıyamet, ahiret, cennet, cehennem,

Allah'ın gönderdiği kitaplar ve konuları,

İnsandan yapması istenen emirler, tavsiyeler; yapmaması istenen yasaklar, uyarılar ve sakındırmalar,

Dünya, evren ve hayâtla ilgili hükümler.

 

 

 

Kur’an’da Kur’an

Kur'an, kendisini bir kılavuz, rehber olarak tanıtıyor. Kur'an, insanlara hayâtları boyunca takip etmeleri gereken esasları, yasaları gösteren ve onları teşvik eden bir kitaptır. Kur'an, akleden insanlar için bir öğüt ve hatırlatmadır. Kur'an'ı, kendi dilinden tanımaya çalışalım:

"Elif Lâm Râ; Bunlar, gerçeği açıklayan Kitab’ın âyetleridir. Biz, onu anlayasınız diye Arapça bir Kur'an olarak indirdik. Biz, bu Kur'an'ı sana vahyederek en güzel kıssaları anlatıyo-ruz. Oysa, daha önce sen bunlardan habersizdin." (12/Yûsuf, 1-2)

"Bu, Allah'ın izniyle, insanları karanlıklardan aydınlığa, güçlü ve hamde lâyık olan, göklerde ve yerde olanların sahibi Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz kitaptır." (14/İbrahim, 1-2)

"Kur'an, âlemler için bir öğüt ve hatırlatmadan başka bir şey değildir." (68/Kalem, 52)

"Bu Kitap, hiç şüphesiz muttakiler için rehberdir." (2/Bakara, 2)

"Bu Kur'an, onunla uyarılsınlar, tek bir ilah bulunduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara tebliğ edilmiştir." (14/İbrahim, 52)

"De ki, Kur'an'ı Ruhul Kudüs (Cebrail) Rabbinin katından mü'minlerin imanlarını pekiştirmek, müslümanlara doğruluk rehberi ve müjde olmak üzere hak olarak indirmiştir." (16/Nahl, 102)

"Bu Kur'an, insanlara bir açıklama, muttakilere yol gösterme ve bir öğüttür." (3/Âl-i İmran, 138)

"Doğrusu size Allah'tan bir ışık ve apaçık bir Kitap gelmiştir. Allah, rızâsını gözetenleri onunla selâmet yollarına eriştirir ve onları, izni ile karanlıklardan aydınlığa çıkarır, onları doğru yola iletir." (5/Mâide, 16)

"O halde Allah'ın indirdiği Kitap ile aralarında hükmet. Allah'ın sana indirdiği Kur'an'ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın. Onların heveslerine uyma. Eğer yüzçevirirlerse bil ki, Allah, bir kısım günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. İnsanların çoğu gerçekten fâsıktırlar." (5/Mâide, 49)

"Biz sana onu böyle Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda tehditleri türlü biçimlerde açıkladık. Belki sakınırlar veya onlara bir öğüt olur." (20/Tâhâ, 113)

"Andolsun, bu Kur'an'da insanlara her çeşit misali türlü şekillerde açıkladık. Ama insanların çoğu inkâr ederek yüzçevirirler." (17/İsrâ, 89)

"Âlemlere uyarıcı olsun diye kuluna hak ile bâtılın arasını ayıran ölçüyü indiren ne yücedir!" (25/Furkan, 1)

"De ki, bu, mü'minlere doğruluk rehberi ve şifâdır." (41/Fussılet, 44)

"Kur'an'ı insanlara ağır ağır okuman için bölüm bölüm indirdik." (17/İsrâ, 106)

"Rabbınızdan size indirilen Kitaba uyun; ondan başka veliler edinerek onlara uymayın. Pek az öğüt dinliyorsunuz." (7/A'râf, 3)

"O gün zâlim kişi ellerini ısırıp 'keşke Peygamber'le beraber bir yol tutsaydım, vay başıma gelene, keşke falancayı dost edinmeseydim, and olsun ki beni, bana gelen Kur'an'dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor.' der. Peygamber: 'Ey Rabbım, doğrusu kavmim/toplumum bu Kur'an'ı terk etmişti.' der." (25/Furkan, 27-30)

"Benim Kitabımdan yüzçeviren bilsin ki, onun dar bir geçimi olur ve kıyamet günü de onu kör olarak haşrederiz. O zaman, 'Rabbim, beni niye kör olarak haşrettin? Oysa ben gören bir kimseydim' der. Allah: 'İşte böyle, âyetlerimiz sana gelmişti de sen onları unutmuştun (önemsememiştin, arkana atmıştın) bugün de öylece unutulursun' der." (20/Tâhâ, 124-126)

"Gerçekten, indirdiğimiz belgeleri ve doğru yolu Kitapta insanlara açıkladıktan sonra, onu gizleyen kimselere hem Allah lânet eder, hem de bütün lânet edenler lânet ederler. Ancak tevbe edip hallerini düzeltenler hariç. Onların tevbesini kabul ederim." (2/Bakara, 159-160)

"Gerçekten, Allah'ın indirdiği Kitaptan bir şeyi gizlemede bulunup da onu az bir değere değişenler var ya, onların karınlarına tıkındıkları ancak ateştir. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları günahlarından arındırmaz. Onlara elem verici bir azap vardır." (2/Bakara, 174)

"Kur'an'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de azabı indirmişizdir. Onlar Kur'an'ı bölüp ayıranlardır. Rabbine and olsun ki mutlaka yaptıklarının hesabını hepsine soracağız. Sana emrolunanı açıkça söyle ve müşriklerden yüzçevir!" (15/Hicr, 90-94)

"Yoksa siz Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayâtında ancak rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir." (2/Bakara, 85)

"Onlar Kur'an'ı düşünmezler mi, yoksa kalpleri mi kilitli?" (47/Muhammed, 24)

 

 

Bu Kitab'ı Kim Göndermiştir?

Şu âyetlere dikkatle göz atalım: "Bu Kur'an, Allah'ındır. O'ndan başkasına nispet edilemez. Ancak o daha önceki inen Kitapları tasdik edici ve hükümleri açıklayıcı, âlemlerin Rabbinden indirilmiştir. Bunda hiç şüphe yoktur." (10/Yûnus, 37) "Onlar hâlâ Kur'an'ın Allah kelamı olduğunu ve manasını düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından olsaydı muhakkak ki içinde birbirini tutmayan çok söz ve ifâdeler bulurlardı." (4/Nisî, 82) "Bu Kur'an, sana, hükmünde hikmet sahibi olup herşeyi bilen Allah katından veriliyor." (27/Neml, 6) "Bu Kur'an, Rahman, Rahim tarafından indirilmedir." (41/Fussılet, 2) O, bir şair sözü değildir, bir kâhin sözü de değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz. O âlemlerin Rabbından indirilmedir." (69/Haakka, 41-43) "Eğer o peygamber bazı sözler uydurup bize isnat etmeye kalkışsaydı, biz onu kuvvetle yakalar ve ondan intikam alırdık. Sonra da onun kalp damarlarını keserdik. O vakit, sizden hiç biriniz ona siper de olamazdınız." (69/Haakka, 44-47) "Kur'an'ı şeytanlar getirmedi; Kur'an'ı indirmek onlara uygun düşmez; hem de buna güçleri yetmez." (26/Şuarâ, 210- 211).

Bu Kitab'ın Allah'tan geldiğinde şüphesi olanlara lâ raybe fih ifâdesini teyid için yukarıdaki âyetlerle tafsilatlı açıklamalar yapılmaktadır. Kur'an'ın Allah kelamı olmadığı, olamayacağı yolundaki itirazlar şu noktalarda toplanıyordu: Onun bir şair sözü olabileceği, Onun bir kâhin sözü olabileceği, Onun bir şeytan ilhamı ve vesvesesi olabileceği, Peygamberin uydurması olduğu. Yukarıdaki âyetlerde bu iddialara bir bir cevap verilerek reddedilir. Ve doğru olan ortaya konur. İnanan inanır; inanmayan inanmaz. "Bu Kur'an, bir Peygamberin (Allah'tan) getirdiği sözdür." (69/Haakka, 40).

Rasûlullah (s.a.s.) bir toplum içinde yaşıyordu. Onlardan biriydi. Ancak ona vahy olunuyordu. O da aldığı vahyi açıklıyor, insanları buna çağırıyordu. Ona iman edenler, karşı çıkanlar oluyordu. Rasûl (s.a.s.) bu şekilde toplum içinde 23 yıl yaşadı. Bunun 13 yılını Mekke'de; 10 yılını Medine'de geçirdi. Kur'an bu süre içerisinde peyderpey nazil oldu. Onun ölümü ile birlikte Bu Kitap tamamlanmış oldu.

Kur'an'daki âyetlerin olaylarla iç içe nazil olduğunu bilmemiz bize Kitabın indiği toplum ve çevreden bağımsız anlaşılmayacağı gerçeğini öğretir. Zira o bir toplum hareketine öncülük etmiş, yönlendirmiş Kitaptır. Onu masa başı kitabı olarak ele almak yanlış sonuçlara götürür.

İlâhî vahy insana ve içinde yaşadığı topluma hitap etmektedir. Onu anlayacak, hayâta geçirecek, toplum düzeni olarak bir sisteme dönüştürecek insandır. Bu Kitap'ta insanın düşünce, duygu, irade ve ünsiyet gibi yeteneklerini harekete geçirici âyetler vardır. Bu yeteneklerini kullanan insan, toplum içinde diğer insanları da etkileyecek, Şeytanın ilhamına kulak verenlerle Allah'tan gelen vahy ile mücâdele edecek; canını, malını bu yolda feda edecektir. Böylelikle ilâhî

vahye olan bağlılığını ve imanını ispat etmiş olacaktır. Mücâdele, Allah'ın sözünün Şeytanın sözüne galebe çaldığı, ilahi vahyin toplumda "ekber" hale geldiği âna kadar devam edecek, sonra dünyadaki tüm toplumlarda da bu ilahi hedef gerçekleşinceye kadar sürecektir. İşte Allah'ın kitabı Kur'an, bütün bunları yapacak insana-topluma hitap etmektedir. İnsan bu mücâdele içinde yetişecek, olgunlaşacak, kemal noktasına ulaşacaktır.

 

 

 

 

Bu Kitap Niçin Gönderilmiştir?

"Elif, Lam, Ra. Bu Kur'an, öyle bir Kitaptır ki, insanları Rablerinin izniyle zulumattan nura, herşeye galip ve hamde layık olan Allah'ın yoluna çıkarmak için onu sana indirdik." (14/İbrahim, 1) "O (Kur'an) sizi zulumattan nura çıkarmak için apaçık âyetler olarak kuluna (Peygamber'e) indirilmiştir." (39/Zümer, 39) "O bir peygamber gönderdi; Allah'ın açıklayıcı âyetlerini sizlere okuyor ki iman edip salih amel işleyerek zulumattan nura çıkasınız." (65/Talâk, 11)

Bu Kitab'ın niçin gönderildiğini açıklayan birçok âyetten bazıları bunlar. Buna göre Kitabın inzal amacının şu esaslar üzerine kurulduğu söyleNebîlir:

Âyetlere göre şeytanın egemenliği altına giren herhangi bir durum zulumat (karanlıklar) olarak vasıflandırılmaktadır.

Rasûller bu zulumattan nura çıkışı gerçekleştirmek (dönüşüm-değişim) için seçilmiş-lerdir. Kitap ve âyetler bu ihrac (çıkış)ın sağlanması için gönderilmişlerdir.

3 Bu çıkış, Allah'ın izniyle Kur'an ve salih amelle, yani çaba ile gerçekleşecektir. "Zulumattan nura çıkarmak için" ifâdesi bu Kitabın niçin gönderildiğini en veciz bir şekilde açıklamaktadır. Kur'an'a göre, aslolan toplumun karanlıklardan aydınlığa çıkmasıdır. Faziletli toplumun inşa edilmesidir. Bu arada fertler de bu mücâdele esnasında yetişip ahlakî faziletlerle donanacaklardır. (1)

 

Zulumat, karanlıklar demektir. Zulüm kelimesi de aynı kökten gelmektedir. Dolayısıyla Nur kaynağından gelen aydınlığı kendine veya başkalarına engelleyip karanlıkları tercih, bir zulümdür aynı zamanda. O yüzden "Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zâlimlerin ta kendileridir." (5/Mâide, 45). Nur, tek olduğu halde; karanlıklar, yanlışların sayısı kadar çoktur. Allah, yeryüzünü maddî ışık kaynağı güneşten mahrum yaratmadığı, bir an olsun mahlukatını ışıksız bırakmadığı gibi; gönlümüzü ve yolumuzu aydınlatan nur'dan da bizi mahrum bırakmamış, elçi ve Kitap göndermiştir. Karanlık, fıtrî değil; ârızîdir. Karanlıklar, ışık kaynağıyla irtibatın kesilmesi olduğundan zâlim insanın nur düşmanlığının neticesi oluşturduğu zindanlardır. Zindan; ışıktan, nurdan uzak yaşansın diye insanın kendi eliyle ördüğü duvarlardır. Ahiretteki cezanın sebebi, dünya hayâtını kendine ve başkalarına zindan etmektir. İnsan, asr-ı saadetteki insanı mutlu eden kuralları değil de; zindanı, zindanları tercih ediyorsa, kendisi bilir. Ama, başkalarına zindan hayâtı yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur. Saadet asrı insanının saadetine benzer bir mutluluğu, burada başlayıp orada bitmeyen mutluluğu, insana çok gören tâğutlartar tarafından binâ edilmiştir zindanlar. "Allah, mü'minlerin dostudur, onları karanlıklardan nura (aydınlığa) çıkarır. İnkâr edenlere gelince, onların dostları da tâğuttur. O, onları nurdan (aydınlıktan) alıp karanlığa götürür." (2/Bakara, 257) Zâlim insan, ışığa karşı gözlerini kapatmış, karanlıklar içinde yaşamayı tercih etmiş, Allah'ın "gözleri vardır, onlarla (görülmesi gerekeni) görmezler" (7/A'râf, 179) dediği körlüğü seçmiş, kendine de yazık (zulüm) etmiş insandır. Zâlimlerin en büyükleri olan tâğutlar ise, gören göze düşman olan, başkalarını da körlüğe zorlayan ışık (nur) düşmanı vahşilerdir.

Karanlıklar, korkuyu meydana çıkarır. Bu korku, yanlış bir korkudur. Allah korkusu, yani takvâ değil; vehimlerden oluşan korkudur; fobidir, aç kalmaktan, insanlardan... kısacası korkulmaması gerekenlerden korkmaktır. Karanlıklar, şeytanların faaliyetleri için uygun bir ortam oluşturur. Karanlıklar, insanın önünü ve ilerisini (istikbalini) görmesine engeldir. Yolda ne gibi tehlikelerin olduğunu görüp bilemez karanlıkların insanı. Işığın yardımını reddettiğinden, nurla, göz nuruyla görerek işini yapamaz; yapıp ettiklerini ancak el yordamıyla yapar, körebe gibi tuttuğunu yakalar. Fili de tuttuğu yeriyle tanır ve tanıtır.

Aydın insan, münevver insan, cahiliyye karanlıklarını reddedip, bir adı da "Nur" olan Allah'ın Kitabıyla nurlanıp başkalarını aydınlatmaya çalışan insandır. Kur'an'la bağı kopmuş insan, aydın değil; olsa olsa kara karanlıkların kapkara adamıdır. Kur'an'sız hayât, karanlıkların nuru boğduğu vahşi bir hayâttır, zindan hayâtıdır, körlerin hayâtıdır. "Kim benim zikrimden (Kur(an'dan) yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayâtı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz. O: 'Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin? Oysa ben, hakikaten görür idim!' der. (Allah) buyurur ki: İşte böyle. Çünkü sana âyetlerimiz geldi; ama sen onları unuttun. Bugün de aynı şekilde sen unutuluyorsun. Doğru yoldan sapanı ve Rabbinin âyetlerine inanmayanı işte böyle cezalandırırız. Ahiret azabı, elbette daha şiddetli ve daha süreklidir." (20/Tâhâ, 124-127)

Bugün fert ve toplumları Kitap yönlendirmiyor. Vatandaşa "Kitapsız!" denildiğinde hemen herkes bu sözü büyük bir hakaret kabul eder ama, yaşayışıyla bu sözü hak edip etmediğini düşünmez. Kitapsız toplumdur cahiliyye toplumu. Devlet, Kitapsız devlettir. Öldükten sonra sorulacak sorulardan birinin "Kitabın ne?" sorusu olacağı hadis-i şeriflerde bildirilmiştir. "O gün onların ağızlarını mühürleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder." (36/Yâsin, 65) Kitabın ne, sorusuna o gün ellerimiz "falan gazete", "filânın nutku", "falan anayasası", ya da "şu kanal", "bu televizyon"... diyebilir. Yani, Kitabımız diye iddia ettiğimiz Allah'ın Kitabı yerine, bize yön veren, bizim O Kitap'tan fazla okuyup baktığımız, etkilendiğimiz, uyduğumuz ne ise vücudumuz yalan da söyleyemeden onları itiraf edecektir. "Kitabım Kur'an" sözü bir tekerleme ve bir iddiadan mı ibârettir, yoksa tümüyle yaşayışımıza yön veren gerçeği mi yansıtmaktadır? İnanmak, inandığını yaşamaktır. Ateşin yakıcı olduğuna inanan, kolay kolay elini ateşe uzatmaz.

 

 

Bu Kitap Neyi Anlatmaktadır?

Tüm peygamberler ve Allah'tan getirdikleri kitapların anafikri insanoğlunu uluhiyeyyet ve ubudiyyet konusunda aydınlatmaktır. Hz. Adem ve Havva'nın yeryüzüne indirilişinden bu yana binlerce sene geçmiş ve insan nüfusu altı milyara ulaşmıştır. Bu rakam şu anda diri olanların sayısıdır. Geçmişte yaşayıp ölenler de eklenince milyarları bulmaktadır. Allah, yeryüzünü hiçbir zaman rehbersiz ve kılavuzsuz bırakmamış, daima elçilerle kitaplar göndererek insanlara yol göstermiştir. Kitaplar bu rehberliğin yazılı metinleridir. Allah'ın insanlara çağrısı ve onlar için gösterdiği hayât tarzı kitaplara kaydedilerek insanoğlunun elinde vesika olarak bulunması sağlanmıştır. Ancak bu rehberlik en son "Bu Kitap" ile sona ermiştir. Bir daha Nebî seçilmeyecek, yazılı metinlerden oluşan Kitap gönderilmeyecektir. Artık insanlık son Rasûl (s.a.s.)ün getirdiği Kitapla yükümlü olacaklardır.

Kur'an, Hz. İsa'dan 610 yıl sonra yeni ve son bir Rasûl (s.a.s.) ile başlayan zulumattan nura çıkış hareketinin kılavuz kitabıdır. 23 yıl süren bir devrim hareketinin yol gösterici metinlerinin (âyetlerinin) bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Bu açıdan Kur'an 23 yıllık bir toplumsal değişme mücâdelesi içinde anlaşılabilir. Âyetlerin inmesiyle beraber Rasûlullah harekete geçmiş, içinde yaşadığı toplumu bu âyetlerle değiştirmek için gece gündüz çalışmıştır. Nihâyet çağrısı kendi doğup büyüdüğü Mekke'de değil; Medine'de yankı bulmuştur. Orada toplumun lideri olarak Peygamberliğine devam etmiş, 10 yıl içinde insanlık için örnek bir toplum modeli kurulmuştur. Bu esnada yüzlerce âyet nazil olmuş, ilk günden son güne kadar harekete sürekli Kur'an rehberlik etmiş, Rasûlullah da uygulamış, âyetlerin pratiğe geçirilmesinde Kur'an'ın mücessem bir ifâdesi olmuştur.

Kur'an, Peygamberimiz'in en büyük mûcizesidir. Diğer mûcizeler, belirli bir zamanda ve belirli bir yerde yaşayan sınırlı sayıdaki insanın şahid olduğu olağanüstülükler olduğu halde; Kur'an, her coğrafyada, Peygamberden sonra her tarih diliminde yaşayanlar için apaçık görülen bir mûcizedir. Edebiyat yönüyle mûcizedir, benzerinin yazılamayacağı için mûcizedir, problemlere çözüm getirip ölümcül hastalıklara şifa olduğu için mûcizedir, evrensel hakikatleri ihtiva etmesi yönüyle mûcizedir. Değiştirilmesi gerekmeyen, eskimeyen ve en âdil kanunları içermesi yönüyle mûcizedir.

Tarih, coğrafya, cinsiyet, maddi farklılıklara rağmen tüm insanları her yönüyle kuşatması, her topluma ve her bireye çıkış yolları göstermesi yönüyle mûcizedir. Okunmasıyla, kolay öğrenilmesiyle, okunuşunda ruhları arındıran, dinlendiren âhengi, musikisi ile, ruhları huzura kavuşturan, gönülleri titreten nağmeleriyle mûcizedir. En çok okunan kitap olması, en çok ve en kolay ezberlenen kitap olması yönüyle mûcizedir. Anlamlarının derinliğiyle mûcizedir. En doğru, en güzel kelam olması, bıktırmaması, okundukça güzelliğinin artması yönüyle mûcizedir. Bitmeyen hazineleriyle, gaybdan verdiği haberlerle mûcizedir...

Bütün mûcizelerinin yanında Kur'an, tarihin akışını değiştirmiş, en köklü değişiklikleri gerçekleştirmiş, en sağlam nizamı oluşturmuş, pratikte muhteşem meyvelerinin görüldüğü, her isteyene nimetlerini sunan bir ağaçtır. Kendisine yönelenlere sırlarını açan, hazinelerini saçan gökten inen muazzam bir sofradır. Göklere doğru tırmanmak, yükselmek isteyenlere Allah'ın uzattığı kopmaz bir iptir. Tarihin şahid olduğu en büyük devrim, Kur'an'ın gerçekleştirdiği inkılabdır. Kur'an, kişileri kısa zamanda, tepeden tırnağa değiştirdiği gibi; toplumları da nuruyla ihya etmiş, diriltmiş, değiştirmiş, dönüştürmüştür.

Fert planında sözgelimi, Ebu Cehil'in samimi arkadaşı, eli silahlı katil adayı Ömer, Peygamber'i öldürmeye giderken kendisi dirilmiş, dinlediği Kur'an onu bir anda değiştirivermiştir. Kızını toprağa diri diri gömen Ömer, Kur'an sayesinde insanları ihya eden, karıncayı ezmemek için yere dikkatli basan merhamet ve adalet timsali Hz. Ömer oluvermiş. Fert planında tek tek yaşanan bunun gibi sayısız örnekler yanında, Kur'an, toplumu da, düzeni de kökten değiştirmiştir. Kabile halinde yaşayıp, sık sık birbirlerine saldıran, o güne kadar tarihte ciddi varlık gösteremeyen, devlet ve medeniyet nedir bilmeyen baldırı çıplak insanlar, Kur'an'ın gerçekleştirdiği inkılap sayesinde çok kısa bir zaman içinde üç kıtada at koşturan, en büyük devlet ve medeniyet olmuşlar.

 

 

 

Gerçek Anlamda Çağ Kapatıp Çağ Açan Sadece Kur’an’dır

Kur'an çağ kapatıp çağ açmıştır. Hemen her konuda olduğu gibi, cahiliyyenin çağ anlayışı da cahilcedir. İnsanlığın hattındaki en büyük fay kırılmasını da hakkı görmek istemediği için görmezden gelir, farklı çağ anlayışını zanna ve uydurmalara dayanarak değerlendirir. İslâm'ın çağ anlayışı, tevhid mücâdelesini yansıtan olaylarda, vahyin verdiği doğru haberler ışığındadır. İlk insan, aynı zamanda ilk peygamberdir. Ülü'l-azm denilen büyük peygamberler de çağ kapatıp çağ açmış devrimci liderlerdir. Nuh tufanı, o tarihte ve sonraki etkileriyle yeni bir çağı belirler. İbrahim (a.s.) putperest çağa destansı meydan okumaları ve mücâdeleleriyle tevhid çağını yeniden oluşturan inkılabın köşe taşıdır. Musa (a.s.) ve İsa (a.s.) da öyle. Ve en büyük inkılab, Kur'an'ın yaptığı inkılab; en büyük inkılabçı da Hz. Muhammed (s.a.s.)'dir. Kur'an'la cahiliyye çağı kapanmış; mutluluk çağı başlamıştır. Kur'an'la birlikte Kur'an'ın oluşturduğu yeni çağın adı asr-ı saadet; inkılabçı insanın adı da müslüman'dır artık. Diğer devrimler, adına inkılab denilemeyecek basit, sınırlı, sahte, avutucu değişimlerdir. Daha doğrusu zindanları değiştirmenin adına devrim denilmeye başlanmıştır. Karanlıklar, zulümler, zindanlar arasındaki değişikliğin adına devrim; kaçük değişikliklerin veya tahmine ya da uydurmaya dayanan zaman dilimlerinin adı çağ olamaz.

İnsanlık, bugün bilmem kaçıncı cahiliyye çağının karanlıklarında yaşıyor. Kur'an'da "cahiliyye" kelimesi dört yerde geçer. Bu dört âyet, cahiliyyenin dört özelliğini belirtir. Cahiliyye, İslâm'a zıt, putçu bir inanç sistemidir. (bkz. 3/Âl-i İmran, 154) Cahiliyye bir hayât felsefesi, taassup içeren bir yaşam biçimidir (bkz. 48/Fetih, 26). Cahiliyye ahlaksızlık, hayâsızlıktır (bkz. 33/Ahzâb, 33). Ve cahiliyye bir devlet anlayışı, bir yönetim biçimidir: "Yoksa onlar, cahiliyye hükmünü, idaresini mi istiyorlar? İyi anlayan bir topluma göre, hükmü Allah'tan daha güzel kim var?" (5/Mâide, 50). Cahiliyyenin temel vasıflarından kölelik hâlâ hükmünü sürdürmektedir. İnsanlar bugünkü modern cahiliyyede şeytanın, nefislerinin, heva ve heveslerinin kölesi durumunda yaşarlarken; bir yandan da kullara kulluk-kölelik yapmaktalar. Yabancı emperyalistler ve yerli sömürücüler modern köleliği devam ettiriyorlar. Eski cahiliyye devrinde bazı insanlar kızlarını diri diri toprağa gömüyorlar, kızlarının dünya hayâtlarını yok ediyorlardı. Günümüzdeki modern cahiliyyede kız-erkek bütün çocuklar, öldürülmelerin en kötüsüne mahkûm ediliyor. Çocukların fıtratları bozulduğu ve mü'mince yaşatılmadığı için âhiretleri, ebedî hayâtları mahvediliyor. (Tabii, kürtaj, intihar, uyuşturucu gibi şeyleri saymaya gerek görmüyorum.) Kısaca, Kur'an gelip cahiliyyeyi değiştirmeden neler varsa, modern biçimde bugün de, buralarda da arz-ı endam etmektedir.

Peki, Kur'an, aynı Kur'an olduğuna göre, bugünkü cahiliyyeyi niye değiştiremiyor? Bugünkü insanlar Kur'an okudukları halde, niçin karanlıklardan sıyrılıp değişik bir kimliğe bürünemiyor? Yani Kur'an, niye artık inkılab yapamıyor? Kur'an değişmemiştir ama, Kur'an okuyanlar başkalaşmıştır. Kur'an anlayışı, Kur'an'a bakış, Kur'an'a yaklaşım değişmiştir. Kur'an, aynı Kur'an'dır ama, Kur'an'a yönelmesi gereken insan, Kur'an'a sahabe gibi yönelmiyor. Çeşme, bindört yüz yıldır akmaktadır. Bu güne kadar onun hayât veren lezzetli suyunu içenleri suladığı, nimetlendirip dirilttiği gibi, hâlâ canlandıran rahmet suyunu sunmaya devam etmektedir. Ama biz, kabımızı o çeşmenin altına tutmuyor, çeşmeden yararlanmayı bilmiyorsak suç elbette çeşmenin değil; bizimdir. Karanlıklarda yaşayan insan çeşmenin yolunu unutmuş olabilir ama, çeşmenin suyundan az da olsa tatmış olanların yapmaları gereken büyük görevleri olmalıdır. Hele o çeşmenin yanı başındaki yangınları farkeden itfaiyeci (davet ve tebliğci) görevini yapmıyorsa, karanlıktan yararlanarak yangını çıkaran ve değişik araçlarıyla yangını körükleyenler kadar, o da suçlu değil midir? Kendilerini ve toplumlarını değiştirmek isteyenlere Kur'an yardıma hazırdır; referansları, örnekleri ortadadır. Değişim ve dönüşüm projelerini, kendisine yöneleceklere sunmaya, yol göstermeye, yollarını aydınlatmaya hazır beklemektedir.

Bir ilâcın şifaya vesile olması için, o ilacın kullanılması gerekir. Sadece reçetenin veya prospektüsün okunmasıyla şifa beklenemez. "Kur'an şifadır." (10/Yûnus, 57; 17/İsrâ, 82; 41/Fussılet, 44). Hem ferdî hastalık, problem, stres ve buhranlarımıza; hem de sosyal kargaşamıza. Aynı zamanda devlet yönetiminin ölümcül hastalıklarına şifadır. Bunun böyle olduğu sayısız deney ve tecrübelerle kanıtlanmış tarihî ve güncel bir vâkıadır. Aynı ilaç, bayatlamadan bozulmadan duruyor. Raflarda, kabından açılmadan tutuluyor. Uygulayacak hastaları bekliyor.

 

 

 

Bu Kitabı Nasıl Okumalı, Ona Nasıl Yönelmeliyiz?

Kur'an okuyor veya dinliyor olmamız, tek başına, bizi aldatmasın. O İlahi Kelam'ı okurken, dinlerken, üzerinde düşünürken, sahih bir niyet taşıma gereği de unutulmasın. Bilelim ki Kur'an'a gerçekten muhatap olmamız, doğru bir niyetle, samimiyet ve ihlasla ona yönelme şartına bağlanmış bulunuyor.

Bizatihi Kur'an'ın tarifiyle, âlemlerin Rabbından gelen (56/Vâkıa, 80); insanları hidâyete erdiren ve hakkı bâtıldan ayıran (2/Bakara, 185); sonsuz hikmetler yüklü (36/Yâsin, 2); sonsuz derecede kerim (56/Vâkıa, 77); bir Ezelî Kelam'dır Kur'an. "Onun ahlâkı Kur'an'dı" diye tarif edilen Ümmî Nebî (s.a.s.) kendi hayâtıyla, Kur'an'ın bu sıfatlara hakkıyla mazhar olduğunun en birinci delilidir. Keza, ondan aldıkları hidâyet dersiyle bütün insanlık tarihine manidar ubudiyet örnekleri sunan sahabiler de. Ve her biri ondan aldığı hakikat nuruyla kemale eren milyonlarca asfiya ve salih kullar ile, hayâtları onunla nurlanan yüz milyonlarca mü'min de onun tüm bu özellikleri hakkıyla taşıdığının şahidi ve delilidir.

Fakat, bizatihi Kur'an, muhatabı olan bizleri, kendisine sahih bir niyet ve sağlam bir itikad ile, samimiyet ve ihlas içinde muhatap olma konusunda uyarır. Mesela Al-i İmran sûresinin yedinci âyetinde, kalbinde 'kaypaklık' taşıdığı halde 'saptırma ve fitne için' onu okuyanların varlığına dikkat çeker. Bir sonraki âyette ise, hidâyet bulduktan sonra kalbimizi eğriltmenin mümkün olduğunu bildiren bir duâyla yüzyüze geliriz. Böylesi dehşetli bir tehlikeye karşı insan, acziyet ve tevazu içinde Rabbına sığınma durumundadır: "Ey Rabbımız! Bize doğru yolu gösterdikten sonra kalbimizi kaydırma, bize katından bir rahmet ver. Gerçekten herşeyi veren Sen'sin." (3/Âl-i İmran, 8) Tüm bu hususlar şunu açıkça gösterir:

Kur'an, gerçekten âlemlerin Rabbı namına bir ilahi hitaptır. Bütün kâinatın Sahibi, bütün mahlukatın Halikı namına bir ezelî konuşmadır. Hakîm, Kerîm ve Rahîm bir Rabbin kelam-ı Ezelîsi olarak sonsuz hikmet, kerem ve rahmet yüklüdür. Furkan'dır ve mu'cizü'l-beyandır. Dolayısıyla onu okumak, okumaların en güzelidir. Onu dinlemek, dinlemelerin en güzelidir. Onunla düşünmek, tefekkürün en güzelidir. Ona göre yaşanan bir hayât, hayâtların en güzelidir. Tüm bunlarla birlikte, unutulmaması gereken husus, eşsiz bir hidâyet rehberi olan Kur'an'ın doğru bir niyetle okunmasıdır.

Kur'an'dan öğrendiğimize göre, ona yönelirken dikkat edilecek hususlar şunlardır: İyi niyet, istiaze, Kur'an'a temiz olarak dokunup yaklaşmak, Kur'an'a kulak verip susmak, onu tane tane, özümseyerek okumak.

Kur'an'a yönelirken dikkat edilecek ilk husus, recmedilmiş şeytana karşı, Rabbimize sığınmaktır: "Kur'an okumaya başladığın zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın." (16/Nahl, 98). İlk iş budur. Neden? Çünkü, Kur'an'ın defaatla ders verdiği üzere, şeytanı şeytan kılan şudur: O, kendince bir 'üstünlük' vehmi üreterek Allah'ın yarattıklarını iyi-kötü, eksik-mükemmel ayrımına tabi tutmuştur. Bu şekilde, hem kendine bir üstünlük vermiş, hem de Allah'ın kudretine kusur ve noksan yüklemeye kalkışmıştır. Kendince açtığı bu yoldan yürüyerek, nefis ve esbab şirkine zemin hazırlamış; böylece, Rabbine karşı isyan ve inkar cür'etini bulmuştur. İnsanı nefisperest olmaya sevkeden de, esbabperestliğe meylettiren de odur. Bütün kötülüklerin,bütün bâtıl düşünce ve hayât tarzlarının gerisinde şeytanın bir dahli vardır. Bu bakımdan şeytandan istiaze etmek, tüm kötülüklerden uzaklaşma anlamını taşır.

Kur'an'ı böylesi bir sığınma içinde okumak, onu bütün menfiliklerden Allah'a sığınarak okuma anlamını barındırır. Şahsi bir menfaat için okuma da bu anlama dahildir; bir dünya menfaati için okumak da. Onu okurken nefsin aldatmalarından uzak durma da bunun içindedir; dünyevî bir bir ideolojinin gözlüğünü takmak da. Ona şöhret için muhatap olmak da bunun içindedir; kendi aklına güvenip, aklını doğrulama mercii, Kur'an'ı ise aklın kölesi kılmak da.

Zaten istiaze'nin bir esprisi, acziyetin kabulüdür. Acziyetini kabul etmeyip sadece kendisine güvenen kimse, başkasına sığınmaz. Dolayısıyla istiaze eder etmez, şeytanın bacağını Allah'ın izniyle kırmış oluruz. Kendisi bir üstünlük vehmiyle Allah'a isyan eden, Kur'an'da belirtildiği üzere kibirlenerek kafir olan şeytanın ürettiği en büyük tuzak, bizde de böyle bir üstünlük vehmi ve bir kibir hali uyandırmak; nefsimizi okşayarak, enaniyetimizi kamçılamaktır. "Şeytanlar ene'nin gaga ve pençesiyle akılları havaya kaldırıp insanı dalalet derelerine atıyorlar." İstiaze sayesinde, bu tehlike, yolun daha başında bertaraf edilmektedir.

İkinci bir husus, ona 'temiz' olarak yönelmektir. "Temizlerden başkası ona (Kur'an'a) dokunamaz." (56/Vâkıa, 79) Yani 'ancak temiz olanlar ona dokunabilir.' Bu âyetle emredilen bu temizlik, iki yönlü bir hazırlık niteliğindedir. En basit anlamıyla, bu temizlik şartı, insana sıradan bir kitap ve sıradan bir hitap ile yüzyüze olmadığını hatırlatır. O âna dek iştigal olunan ve muhtemelen nefsânîlik ve dünyevîlik karışmış hallerden arınma tâlimi yapılır. Böylece, kalpler ve akıllar, Rabbin pak, saf, temiz, bozulmamış, münezzeh, mukaddes ve ulvi Kitab'ına lâyıkınca muhatap olmaya hazırlanır. Bu arınma gerçekleşmeden o muhâtabiyetin sağlanması zaten mümkün değildir. Onun nuruna açılmamız, ancak dünyevîlik ve nefsânîliklerden temizlenmemizle mümkün olacaktır.

Âyette geçen 'dokunma' yı bu açıdan da dikkate almak gerekir. Bu ifâde, dünyevî kirlerden, nefsânî vehimlerden âzâde olamayan bir insanın, okusa bile onun hakikatini kavrayamayacağını da ihsas eder. Temiz bir kalple, selim bir fıtratla ona muhatap olmayan, o hakikat okyanusundan maalesef hissesiz kalmaktadır.

Kur'an' yaklaşım konusunda bir üçüncü husus: "O Kur'an okunduğunda ona kulak verin ve susun ki rahmet edilesiniz." (7/A'râf, 204) Bu âyette, 'okuma' ve 'dokunma' nın yanına, iki husus daha eklenir: 'dinleme' ve 'susma.' Dinlemek, tüm Kur'an'da en çok sözkonusu edilen insanî fiillerden biridir. Anlamanın ilk şartı odur. Kur'an okunurken dinlemeyen biri, onu nasıl anlayabilir ki? Yine dinleme, saygılı olmanın ve ciddiye almanın işaretidir. Kulun edebine yakışan da budur. En küçük bir âmiri konuşurken dahi dinlemeye memur olan insan, bütün âlemlerin Rabbı, bütün yaratıkların yaratıcısının kelâmı karşısında nasıl dinlemez, nasıl susmayıp konuşmayı sürdürür?

Âyette zikredilen 'dinleme' ve 'susma' yalnız şu maddî kulağımıza ve dilimize ait değildir. İstenen, aynı zamanda, her vakit şeytanı dinleyen nefsin, hep gelip geçici zevklerin zebunu olan heva ve hevesin susmasıdır. Ayrıca, semavî bir hitap karşısında dünyevî fikriyat ve felsefelerin asıl tutulmamasıdır. Hüdâ'nın karşısına dehâ (!) ile çıkmamaktır. Bütün bir felsefe tarihinin ana tavrı olan, vahye sırtını çevirip yalnızca kendi aklıyla hakikatı bulma iddia ve inadında olmamaktır. Bilakis, bizi yaratan, bize bu sûreti, bu sîreti, bu fıtratı, bu aklı ve tüm bu duyguları veren; bizim yüzyüze olduğumuz, her bir mevcudundan gerek gözümüzle, gerek dilimizle, gerek fikrimizle, gerek kalbimizle istifâde ettiğimiz şu kâinatı da yaratan bir Rabbin bir âlet olarak yarattığı aklı o şekilde kullanmaktır. Onu sürücü değil, binek; hâkim değil, hizmetkâr yapmaktır.

Diğer bir husus, tüm bu şartlara azamî derecede riâyet gayretiyle okumaya başladığımız Kur'an'ı, her bir harfine hakkını vererek, tane tane okumaktır. "Kur'an'ı tertil ile, tane tane oku" (73/Müzzemmil, 4) Her sûresi, her âyeti, her kelimesi ve her harfi böylesine i'cazlı ve îcazlı bir Kitab, ancak ve ancak tane tane okunur. Düşüne düşüne, sindire sindire okunur. Onu hızla okuyup geçmek, dil kıpırdarken aklı, kalbi ve pek çok duyguyu hissesiz bırakmak demektir. "Kur'an'ı tertil ile, tane tane oku" buyrulması; sözkonusu özümsemenin usûlünü de bildirmektedir. Hızlıca okunup geçilen hangi şey özümsenir ki? Tane tane okuma, okunan şeyi özümseme, sindirme, benimseme ve hayâtının her anını ona göre yaşama niyetini yansıtır. Nitekim, Kur'an, nûrânî sırlarını, "fıtratımın kemâli sensiz olamaz" diyerek ona ciddiyetle muhatap olanlara açmaktadır. (2)

&&

"Gerçekten bu Kur'an, insanları en doğru yola iletir. (Bildirdiği) hayırlı amelleri yapan mü'minlere kendileri için pek büyük mükâfatın olduğunu da müjdeler." (17/İsrâ, 9) İnanmak ve kanunlarına göre yaşamak mecburiyetinde olduğumuz Kur'an nedir?

Kur'an; Allah'ın insanlığa son peygamber ve önder olarak gönderdiği Hz. Muhammed'in, Cebrail isimli melek aracılığı ile Yüce Rabbimizden vahiy yoluyla alıp insanlığa sunduğu hayât nizamıdır. Hayâtın başlangıcı ve sonucunu açıklayan âyetleri, sunduğu hayât kanunları, felâket ve mutlulukla neticelenen yaşayış şekillerine ait tarihî belgeleri, kâinatla ilgili ilmî mûcizeleri ve Hakk'ı, bâtıllardan ayırıcı düsturları ile Kur'an-ı Kerim bütün akıl sahipleri için hidâyet kaynağıdır.

Kur'an; kâinat nizamının son bulacağı zamana kadar yaşayacak bütün insanların muhtaç olacakları itikadî, ictimaî, iktisadî, hukukî ve ahlakî en üstün hayât kanunlarını ihtiva eden bir Hak Kitaptır. Kur'an; bütün insanlığın bilginleri, aydınları, teknokratları, sosyologları, hukukçuları, edebiyatçıları, ahlakçıları ve devrimcileri ile bir araya gelseler dahi bir benzerini meydana getiremeyecekleri İlahî kanunlar manzumesidir. Kur’an; lafızları ve insanlığı kuşatıcı hayât düsturları ile ilahî, edebî ve ebedî bir Hak Kitap olduğu içindir ki, zaman aşımı, mekân değişimi onu eskitemez, yürürlükten düşüremez. O, her zaman yeni, her dem taze, her devirde eksiksiz ve mükemmeldir. Bunlara rağmen, yaşadığımız câhiliyye toplumunda Kur'an'ın sunduğu hayât düsturlarına göre yaşanılması, egemen güçlerce engellenmekte, otoritesi yıkılmaya çalışılmakta ve o, nesillerimize bir mâzi ve ölü kitabı şeklinde tanıtılmak istenmektedir.

Mü'min, Kur'an insanıdır. O'nu okumak, anlamak ve yaşamakla emrolunmuştur. İnandığı ve hayât nizamı edindiği Kur'an'a karşı mü'minin ilk vazifesi, O'nu sık sık okumaktır. Kur'an'ın ilk emri "oku" iken O'nu okuyamamanın mâzereti olamaz. Her mü'min, asgari olarak günde beş defa namaz aracılığı ile Kur'an'la doğrudan doğruya bir bağlantı kuracaktır. İslâm'ın iman, ahlak, iktisat, hukuk vs. düsturlarını teşkil eden Kur'an âyetlerini, Rabbinin huzurunda, Rabbinden indirildiği şekliyle okuyarak ve dinleyerek Allah'a ibâdet edecektir. Kur'an'ı okumak, mü'min için ne derece lüzumlu ise, öğrendiklerini korumak ve unutmamak da o nisbette zarûrîdir. Kur'an'ı okumaktan asıl gaye, onu anlamaktır. İslâm, ana kanunlarını teşkil eden Kur'an'ın anlaşılmasını belirli bir zümrenin tekeline bırakmamıştır. Kur'an, her bir kişi için gönderilmiştir ve Kur'an mesajı ana hatlarıyla herkes tarafından anlaşılacak kadar ıktır. "Andolsun ki biz, Kur'an'ı anlaşılması; üzerinde düşünülmesi için kolaylaştırmışızdır. O halde bir düşünen (ibret alan) var mı?" (54/Kamer, 17) Kur'an'ı biraz olsun anlayarak okumuş olmak için, Kur'an'ın orijinal harfleriyle yazılmış metnini ihtivâ eden meal ve tefsirlerden sıra ile günlük dersler takip etmeliyiz. Bir sayfa metin, akabinde de okunan sayfanın meal ve tefsirini okumalıyız. Ayrıca, çeşitli konulardaki Kur'an âyetlerini açıklayan ilmî eserleri de ciddi bir gayretle takip etmeliyiz. Kur'an'ı okumanın, onu anlamak için olacağı gerçeğini kavrayamayan bir çok mü'min, Kur'an'ı yıllarca okudukları, defalarca hatmettikleri halde, meal ve tefsirlere rağbet etmedikleri için, Kur'an'ın mana zenginliklerinden feyz alamamışlar, ellerindeki Kitab'ı hayâtlarına geçirememişlerdir. Biz, bu duruma düşmemeliyiz.

Kur'an'ımızı okumak, anlamak için olacağı gibi; anlamak da şüphesiz tatbik etmek için olacaktır. Mü'minin Kur'an'a imanı, zaten onu yaşamak içindir. "İşte bu Kur'an, indirdiğimiz mübarek bir Kitabdır. Artık Kur'an'a uyun, (onun emir ve yasaklarına aykırı davranıştan) sakının ki merhamet olunasınız." (6/En'âm, 155) Mü'min, Kur'an'ı, musikisinden yararlanmak ve kültürünü artırmak için okumayacaktır. Onu yaşamak için öğrenecek, okuyacak ve dinleyecektir. "Allah, şu Kur'an'la amel eden toplumları yükseltir. Onun izinden gitmeyenleri de alçaltır." (Riyâzü's-Sâlihin ve Terc. II, 341).

Tatbik olunmayan bilgilerden bir menfaat edinilemeyeceği gibi; inanılan, okunan, anlaşılan, fakat yaşanmayan Kur'an'dan da özlenen faydalar sağlanamayacaktır. "Benim zikrimden (Kur'an'ımdan) yüzçeviren kişi(ler) için (buhranlarla dolu) dar bir hayât ve geçim sıkıntısı vardır." (20/Tâhâ, 124).

Bir ilke, bir kanun fert ve cemiyet hayâtında ilgi ve saygı görüyor, tatbik olunuyorsa onun varlığının anlamı ve değeri vardır. Yok sadece varlığına ve gerekliliğine inanılmakla yetiniliyor da fertlerin irâdelerine ve toplum hayâtının akışına yön vermiyorsa onun mevcudiyetinin fiilî bir önemi yoktur. İnanılan ve kabul edilen bu ana kaideyi iman ve amel hayâtımıza uygulayarak şu soruları kendimize yöneltebiliriz:

Yüce Allah'ın varlığına, birliğine, yaratıcılığına, bilgisi ve gücü sınırsız, ortağı olmayan bir Rab olduğuna inanmamızın hayâtımızdaki rolü nedir? Onun bildirdikleri, emirleri ve yasaklarını ihtivâ ettiğine inandığımız Kur'an-ı Kerim'in kişisel ve sosyal hayâtımızdaki etkinliği nedir? Kur'an-ı Kerim vicdanların hâkim düzeni ve pratik hayâtın tatbik edilir nizamı olmadan mâziyi, hali, istikbali bilen Allah'ı fiil ve hayâtımızda biricik ma'bud; ortaksız ilâh tanımamız mümkün müdür? Elbette ki değildir. Zira Allah'ın haram kıldıklarını helâl kılan, helâl kıldıklarını da haram kılan kişileri ve sosyal kurumları meşrû tanımak, onları ma'bud edinmektir. İlâhî yasaları yürürlükten düşürmek ve bu yasalarla çelişen prensipleri yüceltmek ise Allah'a şirk koşmaktır.

Devrimiz müslümanları, ilâhlar edinip Allah'a ortak koşmayı, sadece putlara tapmak gibi eksik ve kısır bir anlayış içinde kabul eder olmuşlardır. Bu kabulden ötürüdür ki, Allah'ın ferdî, ailevî ve ictimaî hayâtı tanzim edecek emir ve yasaklarını içeren Kur'an-ı Kerim, düzenleyicisi olması gereken günlük hayâttan çekilmiştir. Dirileri canlılığa ve ebedîlik aşkına erdirmesi gerekirken mezarlık kitabı olmuştur. "Ümmetimle ilgili olarak korktuklarımın en korkutucu olanı, Allah'a şirk koşmalarıdır. Dikkat edin, ben size onlar aya, güneşe ve puta tapacaklar demiyorum. Fakat Allah'tan başkasının emirlerine ve arzularına göre iş yapacaklar. (Bu da onlar için Allah'a bir nevi şirk koşmak olacak.)" (İbn Mâce, Hadis no: 4205)

Allah'ın yanısıra ilâhlar tanımak, bağışlanmayacak ve cehennem azabına uğratacak pek büyük bir suç olduğu içindir ki, ilk mü'minler ilâhlar edinme anlamına gelebilecek davranışlardan şiddetle kaçınıyorlardı. Bu sebepledir ki Kur'an'la bildirilen helâllar ve haramlarla çelişen inançları, gelenekleri ve uygulamaları hemen bırakıyorlardı. Kur'an-ı Kerim'in yasalarına uymayı Allah'ı ma'bud tanımanın gereği görüyorlardı. Bu şuurlarından ötürüdür ki Rabbimizin Kur'an'da "Namaz kılınız" emri gelince bütün mü'minler namaz kılmaya başlamıştı. "Zekât veriniz" emri gelince, şartlarını taşıyan mü'minler, vermeyi bir iman zevki ve vicdan neşesi haline getirmişlerdi. "Savaşınız" buyruğu ise bütün mü'minleri iman saflarında savaşmaya hazırlamıştı.

Allah'ı biricik ma'bud; ortaksız ilah kabul etmeyi, O'nun kitabı Kur'an'ın düsturlarına göre yaşamak manasına anlayan ilk mü'minlerin hayâtından iki örnek verelim:

Asrımızın cahiliyyeti gibi karanlık bir cahiliyyet hayâtı yaşayan miladi 6.-7. asır Araplarında alkollü içkiler her dudağın sevgilisi, her merasimin protokol gereğiydi. Böyle bir cemiyetin insanı olan Ebû Büreyde şöyle nakleder: "Bir gün oturmuş içki içmeye başlamıştık. Ben bir ara kalktım, Peygamber'in huzuruna çıktım, selâm verdim ve orada içkinin haram edildiğini bildiren âyetin indirildiğini öğrendim. Derhal arkadaşlarımın yanına döndüm ve alkollü içkileri içme yasağını bildiren âyetleri "... artık bu iptilâdan vazgeçersiniz değil mi?" (5/Mâide 90) cümlesine kadar okudum. Arkadaşlarım hemen kadehlerindeki içkileri döktüler, küpleri devirdiler ve 'Vazgeçtik ya Rabbi! Vazgeçtik ya Rabbi!' dediler." (İbn Kesir, 5/Mâide 90 âyetinin tefsiri).

Kur'an'ın bu yasağından sonra Medine yolları günlerce içki aktı. Artık İslâm toplumunun içki diye bir problemi kalmamıştı. Annemiz Hz. Aişe (r.a.) de şöyle anlatıyor: "Allah'a yemin ederim ki ben Allah'ın Kitabına iman ve onu tasdik etme bakımından Ensar kadınlarından daha gayretlisini görmedim. Nur sûresinin 'Baş örtülerini yakalarına vursunlar (başlarını, saçlarını, kulaklarını, gerdanları ve sinelerini sımsıkı örtsünler)' (24/Nûr, 31) anlamındaki âyeti nâzil olup da erkeklerin her biri evlerine dönerek karısı, kızı, kızkardeşi ve akrabasına Allah'ın indirdiği âyeti okuyunca onların her biri Allah'ın Kitabına iman ve onu doğrulamak için örtülerine büründüler. Bu âyetin nüzûlünü takip eden sabah örtülerine bürünmüş olarak Hz. Peygamber'in arkasında namaza durdular. Örtülerine sımsıkı büründükleri için sanki başlarında kargalar varmış gibiydiler." (İbn Kesir, 24/Nûr, 31 âyetinin tefsiri).

Kısaca kadın ve erkek, Peygamber devrinin her mü'mini, Kur'an'ın ferdî ve ailevî hayâtı tanzim eden her emrini, sosyal, iktisadî ve hukukî münâsebetleri düzenleyen her düsturunu aynı iman ve şuurla derhal tatbik ediyor ve Kur'an'ı yaşanan bir nizam haline getiriyordu. Onlar biliyorlardı ki, Kur'an'ın yüce emir ve yasaklarını tatbik etmemek; şanlı Peygamber'in önderliğinde yaşamamak, imanı anlamsız kılmak, hayâtı gayesiz bir mâceraya sürüklemek, âhiret saâdetini putperestliğe feda etmektir. Biz de bugün kişilerin putlaştırıldığı, düzenlerin ilâhlaştırıl-dığı modern câhiliyette yaşıyoruz. Dünya ve âhirette hor ve hakir olmaktan kurtulmak için ashâbın Kur'an'a yaklaştığı gibi yaşamalıyız. Sadece Allah'a kul olabilmek, özgürlüğe kavuşup yükselmek için Kur'an'ı harfiyyen ve aynı heyecanla hayâtımıza geçirmeliyiz. "(Siz) O'nun Kitabı Kur'an'a uyun. O'nun emirleri ve yasaklarına aykırı gitmekten de sakının ki merhamet olunasınız (da dünya ve âhirette mutluluğa eresiniz.)" (20/Tâhâ, 98; 6/En'âm, 155). (3)

Ne mutlu Kur’an gölgesinde hayâtını sürdüren canlı Kur’an’lara!

 

İ. Eliaçık, İtikad Üzerine, s. 20 vd.

M. Karabaşoğlu, Kur'an Okumaları, s. 15 vd.

3- A. R. Demircan, İslâm Nizamı 1/88-92)

 

 

Kur'an-ı Kerim İle İlgili Âyet-i Kerimeler

Kur'an'a İman: Bakara, 2, 41, 97, 99, 129, 137, 176, 185,285; Al-i İmran, 4, 7, 87; Nisa, 136, 140, 162; Maide, 15, 48; En'am, 92, 153, 157; A'raf, 2-3, 52; Enfal, 41, Tevbe, 111...

Kur'an'ı ve Âyetlerini İnkâr: Bakara, 98; Al-i İmran, 4, 19, 21-22; Nisa, 56; Maide, 10; En'am, 21, 27, 39, 49, 93, 124, 157; A'raf, 36-37, 40, 177, 182; Enfal, 54; Yunus, 17, 69-70, 95; Hud, 18; Nahl, 56, 62, 116; Taha, 100-101; Ankebut, 23, 47, 49, 68...

Âyetleri Satmak: Bakara, 41, 174-176.

Âyetleri Gizlemek: Bakara, 159-160, 174-176.

Kur'an Sorumluluğuna Ulaşmak: Haşr, 21.

Kur'an, Kafirler İçin Hasrettir: Haakka, 50.

Kur'an'ın İnmesi, Mazeret gösterilmemesi İçindir: En'am, 156-157

Cinlerin Kur'an Dinlemeleri: Ahkaf, 29-31; Cin, 1-2, 13, 19.

Kur'an Dinlemek:A'raf, 204; Enfal, 20-22

Kur'an Âyetleri, Mü'minlerin İmanını Artırır: Enfal, 2; Tevbe, 124-125; Nahl, 102; Furkan, 73; Secde, 15; Zümer, 23; Zariyat, 55.

Kur'an Âyetleri, Kafirlerin Küfrünü Artırır: Tevbe, 124-125; İsra, 41, 46, 60, 82; Hacc, 72; Şuara, 5-6, 198-201; Yasin, 45-46, Casiye, 9.

Kur'an Okurken Allah'a Sığınmak: Nahl, 98.

Kur'an Okumak: Neml, 92; Ankebut, 45; Fatır, 29-30, Hadid, 16-17; Müzzemmil, 4.

Kur'an'a Sarılmak: Zuhruf, 43-44.

Kur'an'a Tabi olmak: Enfal, 20-22.

Kur'an Allah Katındandır: Bakara, 2; Al-i İmran, 7; Nisa, 82, 166; Yunus, 37; Hud, 1, 35; Ra'd, 1; Kehf, 2, 29; Furkan, 6; Şuara, 192, 210-212; Neml, 6; Kasas, 45-46; Ankebut, 50; Secde, 2-3; Yasin, 5; Zümer, 1; Mü'min, 2-3; Fussılet, 2, 42; Şura, 3 ...

Kur'an'ın İ'cazı; Kur'an Eşsizdir ve Aciz Bırakır: Bakara, 23-24, 62; Enfal, 31; Yunus, 38-40; Hud, 13-14; Nahl, 103; İsra, 88; Şuara, 210-212; Lokman, 27; Fussılet, 41-42.

Kur'an'ı Cebrail İndirmiştir: Bakara, 97; Nahl, 102; Şuara, 193-194; Tekvir, 15-24.

Kur'an, Ramazan Ayında İnmiştir: Bakara, 185.

Kur'an, Kadir Gecesinde İnmiştir: Duhan, 2-3; Kadr, 1.

Kur'an, Şeytan Sözü Değildir: Tekvir, 25-26.

Kur'an, Kâhin Sözü Değildir: Haakka, 42.

Kur'an, Peygamber Sözü Değildir: Haakka, 40, 44-47.

Kur'an, Şiir Değildir: Yasin, 69; Haakka, 41.

Kur'an Sözlerinde Bozukluk Yoktur: Kehf, 1.

Kur'an'ın Manasında Çelişki Yoktur: Kehf, 1; Zümer, 28.

Kur'an, Hak Olarak İnmiştir: Bakara, 252; İsra, 105; Fatır, 31; Zümer, 2, 41; Casiye, 6; Haakka, 51.

Kur'an'ın Geleceği, Önceki Kitaplarda Bildirilmiştir: Şuara, 196-197; Ahkaf, 10.

Kur'an, Hz. Muhammed'e Verilmiştir: Bakar, 99, 119, 151; Nisa, 163; Hıcr, 87; Nahl, 44; Kehf, 1; Ankebut, 47; Şura, 52; Haakka, 40; Müzzemmil, 5.

Kur'an Kolaylaştırılmıştır: Meryem, 97; Kamer, 17, 22, 32, 40; A'la, 8.

Kur'an'ın Arapça Olması: Yusuf, 2; Ra'd, 37; Nahl, 103; Meryem, 97; Taha, 113; Şuara, 193-194; Zümer, 28; Fussılet, 3, 44; Şura, 7; Zuhruf,2-3; Duhan,58; Ahkaf, 12.

Kur'an'ın Koruyucusu ve Öğreticisi Allah'tır: Hıcr,9; İsra, 86-87; Kıyame, 16-19

Kur'an, Korunmuştur ve Değişmez: En'am, 115; Yunus, 15-17; Hıcr, 9; Kehf, 27; Ankebut, 48-49; Zuhruf, 5; Vakıa,77-78; Haakka,40;Abese,13-16;Buruc, 22, A'la, 6-7

Kur'an, Parça Parça İnmiştir: Nahl, 89; İsra, 82, 106; Taha, 4; Furkan, 32-33;İnsan, 23

Kur'an Hidâyettir: Bakara, 2, 185; Al-i İmran, 138; A'raf, 52, 203; Yunus, 57; Yusuf, 111; İbrahim, 1; Nahl, 64, 89; Neml, 2, 77; Lokman, 2-3; Zümer, 23; Fussılet, 44; Şura, 52; Casiye, 11, 20.

Kur'an Şereflidir: Vakıa, 75-77; Kalem, 52; Abese, 13-14.

Kur'an'a Temiz Olanlardan Başkası El Süremez: Vakıa, 79.

Kur'an, Hak İle Batılı Ayırır: Bakara, 185; Al-i İmran, 4; Nahl, 64; Furkan, 1; Şuara, 2; Neml, 1, 76, 78; Tarık, 11-14; Beyyine, 3.

Kur'an, Öğüttür: Bakara, 231, Al-i İmran, 138; En'am, 90; A'raf, 2; Yunus, 57; Yusuf, 104; Taha, 2-3; Nur, 34; Ankebut, 51; Yasin, 69; Sâd, 87; Kaf, 45; Zariyat, 55; Haakka, 48; Müzzemmil, 19; Müddessir, 54-55; İnsan, 29;Abese,11-12;Tekvir, 27-28

Kur'an, Kendinden Önceki Kitapları Tasdik Eder: Al-i İmran, 3; Nisa, 47; Maide, 48; En'am, 92; Yunus, 37; Yusuf, 111; Fatır, 31; Ahkaf, 12.

Kur'an Hikmet Doludur: Al-i İmran, 58; Yunus, 1; Ra'd, 37; Lokman, 2; Yasin, 2; Zuhruf, 4.

Kur'an, Beyandır, Açıklar: Bakara, 118, 221-222; Al-i İmran, 138; En'am, 97-98; Yusuf, 1; Hıcr, 1; Nahl, 89; İsra, 89; Kehf, 54; Hacc, 16; Nur, 34, 46; Kasas, 2; Sâd, 67-68, 88; Fussılet, 2-4; Duhan, 2; Talak, 11.

Kur'an, Nurdur: Nisa, 105; Şura, 52; Teğabün, 8.

Kur'an, İlahi Kanundur: Nisa, 105; Maide, 48; En'am, 115; A'raf, 3.

Kur'an, Şaka ve Eğlence Değildir: Tarık, 14.

Kur'an Şeriatı: Maide, 48; En'am, 151-153

Kur'an, Feyiz Kaynağıdır: En'am, 155; Sâd, 29.

Kur'an, Muhammed Ümmetine Mirastır: Fatır, 32.

Kur'an, En Doğruya Götürür: İsra, 9; enbiya, 106; Zuhruf, 43; Cin, 2.

Kur'an, Mü'minlere Mükafat, Kafirlere Azap Haberi Verir: İsra, 9-10

Kur'an, Mü'minleri Kafirlerden Korur: İsra, 45.

Kur'an İnzardır, Korkutur: En'am, 51; Kehf, 2, 4; Meryem, 97; Furkan, 1; Yasin, 6, 70; Fussılet, 4; Şura, 7; Ahkaf, 12.

Kur'an Müjdedir, Sevindirir: Kehf, 2-3; Meryem, 97; Neml, 2; Fussılet, 4; Ahkaf, 12.

Kur'an zikirdir: Taha, 99-100; Enbiya, 10, 50.

Kur'an Şifadır: Yunus, 57; İsra, 82; Fussılet, 44.

Kur'an Rahmettir: A'raf, 203; Yunus, 57-58; Yusuf, 111; Nahl, 64, 89; İsra, 82; Neml, 77; Kasas, 86; Ankebut, 51; Lokman, 2-3; Duhan, 6; Casiye, 20.

Kur'an, Bütün İnsanlara Tebliğdir: İbrahim, 52.

Kur'an'daki Secde Âyetleri: A'raf, 206; Ra'd, 15; Nahl, 50; İsra, 107; Meryem, 58; Hacc, 18; Furkan, 60; Neml, 25; Secde, 15; Sâd, 24; Fussılet, 37; Necm, 62; İnşikak, 21; Alak, 19.

 

 

 

Kur'an-ı Kerim İle İlgili Hadis-i Şerif Kaynakları

(Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, İbrahim Canan, AkçağY.)

&#-İlk rakam: Cilt; sonraki rakam: Sayfa numarasıdır.-

Kur'an'ın Faziletine Dair: 3, 224-225

Kur'an En Büyük Mûcize: 12, 388

Kur'an'a Temiz Olanların Dokunmasıyla İlgili Hususun Mahiyeti: 4, 288-289

Kur'an'dan Bir Tek Âyeti İnkar Edenin Durumu: 17, 314

Kur'an'ı Ezberledikten Sonra Unutan: 3, 242

Kur'an'dan Öğrenilen Sûrelerin Unutulmasının Cezası: 15, 318-319

Kur'an, İslâm'ın Anayasasıdır: 1, 338

Kur'an Öğrenip Öğreten: 16, 540-54

Kur'an Öğretimine Ücret Alınır mı? 11, 349; 16, 250-251; 17, 247.

Kur'an'da Geçen Malca ve Kuvvetçe Güçlü Olan Kavimler: 12, 376

Kur'an, Herşeye Ehemmiyeti Nisbetinde Yer Verir: 14, 482-483

Kur'an, İki Büyük Dairenin Mühim Meselelerini Açıklar: 14, 483

Kur'an'da İnsanların Maymuna Çevrildiğini Belirten Âyetler ve Evrim Farkı: 11, 147

Kur'an-ı Kerim'in İcazı: 12, 390-391

Kur'an İlimleri Kıyamete Yakın Yok Olacak: 17, 548

Kur'an'ı İnkar Edenlere Cevap: 12, 391-393

Kur'an'ın Hz. Peygamber'i Uyarması: 1, 345

Kur'an'da Hz. Muhammed Ümmetinin Tebcili: 3, 262-263

Kur'an'da Mesleki Ihzariyeler: 14, 484

"Kur'an Hakkında Münakaşa Küfürdür" den Maksat Nedir? 5, 271

Kur'anda, Hadiste Olmayan Hususların Çözümünde Alimler Ne Yapmalı? 1, 312-314

Kur'an-ı Kerim ve İtaat: 5, 62-66

Kur'an'ın Kalbi Yasin: 4, 209

İhlas Sûresi Kur'an-ı Kerim'in Üçte Biri Demektir: 17, 490

Kıyamet Günü Kur'an'ın İnsan Şeklinde Gelişi: 17, 490

Kur'an-Sünnet Münâsebeti: 1, 337-338

Kur'an Şifadır: 11, 332, 334; 17, 449

Kur'an ve Hadis Arasındaki Fark: 1, 349

Kur'an ve Hadise Uymaya Dair: 2, 328

Kur'an ve Hadisin Sübut Yönü: 1, 351

Kur'an ve İlim: 1, 407-411

Kur'an ve Kadınlarla İstişare: 16, 159-160

Kur'an ve Sünnete Sarılma Bölümü: 2, 327

Kitabullah İle Hükmetmeyi Terk Halinde: 17, 540

Kur'an'ı Yazma ve Öğretmenin Ücreti: 14, 506

Kur'an'dan Başka Şeyi (Hadis vs.) Reddedecek İnsanlar: 2, 333-334

Koltuğuna Oturup Kur'an'dan Başka Bir şey Tanımayınız Diyenler: 2, 233-234

Kur'an'ın Tertibi Bölümü: (Cem Edilmesi, İstinsahı...) 4, 477-493

Kur'an'ın Tilaveti ve Kıraati Bölümü: 4, 430-476

Kur'an'ı Hizb ve Evrad Kılma: 4, 453-455

Kur'an Nasıl Okunur?: 8, 431

Kur'an Okuyanın Ahiretteki Durumu: 17, 489

Kur'an Tilavet Etmek: 3, 229

Kur'an'ı Hafi ve Cehri Okumak: 3, 234-235

Kur'an'ın Kıraatini Sesle Güzelleştirmek: 3, 239; 4, 433-436; 17, 88

Kur'an'ı Güzel Sesle Okuyanı Cenab-ı Allah Dahi Dinler: 17, 91

Kur'an'ı Kekeleyerek Mahir Olarak Okumak: 3, 238

Kur'an'ı Lahn ve Terci' İle Okumak: 3, 233

Kur'an'ı Teğanni İle Okumak: 4, 434

Kur'an Tilavetine Verilen Sevap: 3, 230

Kur'an Okuyunca Cennette Derecenin Yükselmesi: 3, 237

Kur'an'ı Okurken ve Namaz Kılarken Sesin Alçaltılıp Yükseltilmesi: 4, 66

Kur'an'ın Kıraati Anında Ağlamanın Dışındaki Hareketler Bid'attır: 4, 449

Kur'an'ı Okuma Şekli: 17, 89

Kur'an Okurken Manaya Nüfuz Edilmesi: 4, 450

Kur'an Okuma Zamanları: 12, 271

Kur'an Okuyan Kimsenin Vasfı: 17, 91

İnsanlar, Kur'an'la Olan İlgi Derecesine Göre Değişik Evsaftaki Topraklara Düşen Yağmura

  • Benzetilmiştir: 2, 336-337

  • Kur'an, Kıyamete Yakın Bir Gecede Kaldırılacak: 17, 549

    Kur'an'ın Terci' İle Okunmasının Yasak Oluşu: 4, 437-438

    Ashabın Kur'an Okuyuş Şekli ve Zamanları: 12, 271

    Kur'an Tilavetinde Hz. Peygamber ve Ashab Ağlardı: 4, 448-449

    Kur'an Okumada Hz. Muaz'ın takip Ettiği Usul: 12, 271

     

     

     

    Konuyla İlgili Geniş Bilgi Alınabilecek Kaynaklar

    KİTAB, EL-KİTAB

    Hak Dini Kur'an Dili, Elmalılı Hamdi Yazır, Azim Y. c. 1, s. 156-161; 182-183

    Şifa Tefsiri, Mahmut Toptaş, Cantaş Y. c. 1, s. 80-81

    Kur'an'da Temel Kavramlar, Ali Ünal, Kırkambar Yay. s. 30-34 (*308-315)

    İtikat Üzerine, İhsan Eliaçık, Şafak Y. s. 20-60

    Kelimeler Kavramlar, Yusuf Kerimoğlu, İnkılab Y. c. 1 s. 105

    Kur'an Okulu Cüz Cüz Kur'an, Hanif Yay. Kavramlar: Kur'an: 1, s. 44-46

    İman Risalesi, Mustafa İslâmoğlu, Denge Y. s. 251-

    Kur'an'da Kur'an, Ejder Okumuş, Dünya Y. s. 11-13

    KUR'AN

    Tevhid, Muhammed Kutub, Risale Y. s. 227-242

    İnanç ve Amelde Kur'ani Kavramlar, Muhammed El-Behiy, Yöneliş Y. s. 34-38

    İnanmak ve Yaşamak, Ercüment Özkan, Anlam Y. s. 23-36

    Kelime-i Tevhid Davası, Kul Sadi Yüksel, Yenda Y. s. 91-111

    Yeryüzünün Varisleri, Kul Sadi Yüksel, Yenda Y. s. 134-146

    Sorularla Tevhid ve Akaid, Mehmet Alptekin, Saff Y. s. 51-61

    İslâm İnanç İlkeleri, Mevlüt Uyanık, Esin Y. s. 111-121

    Akaid ve Şeriat, Mahmut Şeltut, Yöneliş Y. c. 1 s. 88-113

    İnancımız, Ömer Küçükağa, Buruc Y. s. 83-101

    İslâm Nizamı, A. Rıza Demircan, Eymen Y. c. 1 s. 49-53; 88-92; c. 2 s. 218-223

    İslâm Ansiklopedisi, Şamil Y. c. 3, s. 405-411

    Hak Dini Kur'an Dili, Elmalılı Hamdi Yazır, Azim Y. 182-183

    İman Risalesi, Mustafa İslâmoğlu, Denge Y. s. 251-

    İbâdet mi Ayin mi? Mustafa Karataş, Dersaadet Y. s. 108-121

    Hak Yolda Yürürken (Davet İçin Yol Azığı), Mustafa Meşhur, Fecr Y. s. 17-30

    Kur'an'da Temel Kavramlar, Ali Ünal, Kırkambar Y. s. 15-22

    Kur'an ve Hayât, Celalettin Vatandaş, Pınar Y. s. 87

    Kur'an Okulu Cüz Cüz Kur'an, Hanif Yay. I, s. 44-46

    Kur'an Araştırmaları, 1, 2, Mevlüt Güngör, Kur'an Kitaplığı Y.

    Kur'an Araştırmaları I, II, Muhammed Kutub, (Terc. Akif Nuri) Fikir Y.

    Kur'ani Araştırmalar, Murteza Mutahhari, Tuba Y.

    Kur'an Ansiklopedisi, El-İtkan Fi Ulumi'l-Kur'an, I-II, Suyuti, Hikmet Neşr.

    El-İtkan Fi Ulumi'l-Kur'an, Celaleddin Suyuti, Ravza Y.

    Kur'an'a Bakış, Ali Şeriati, Fecr Y.

    Kur'an'a Muhatap Olmak ve Engelleri, M. Said Çekmegil, Nabi-Nida Y.

    Kur'an Çalışmalarında Yöntem, Mustafa Müslim, Fecr Y.

    Kur'an Işığında Düşünmek, Ebu Haşim Hicazi, Fıtrat Y.

    Kur'an Bilgisi, M. Sadeddin Evrin, Doğuş Matbaası, Ankara

    Kur'an Bilgisi, Cavit Yalçın, Vural Y.

    Kur'an'a Doğru, Mahmut Şeltut, (terc. M. Beşir Eryarsoy), Bir Y.

    Kur'an'a Giriş, Hasan El Benna, İslâmoğlu Y.

    Kur'an'a Hizmet İçin Kur'an Hamilinin Adabı- , İmam Nevevi, Türdav Y.

    Kur'an'a Yönelirken, Mehmet Alagaş, İnsan Dergisi Y.

    Kur'an'a Yönelişler, Celal Kırca, Tuğra Neşriyat

    Kur'an Bilinci, Abdullah Ali, Denge Y.

    Kur'an'da Kur'an, Ejder Okumuş, Dünya Y.

    Kur'an Kur'an'ı Tanımlıyor, Muhammed Çelik, Şule Y.

    Kur'an Bize Ne Diyor? Hikmet Taşkın, Madve Y.

    Kur'an Cevap Veriyor, İzzet Derveze, Yöneliş Y.

    Kur'an Çalışmalarında Yöntem, Mustafa Müslim, Fecr Y.

    Kur'an Çerçevesinde, Haşimi Rafsancani, Endişe Y.

    Kur'an'da İnsan ve Medeniyet, Ramazan El-Buti, Risale Y.

    Kur'an'da Ölçü ve Ahenk, Abdürrezzak Nevfel, İnkılab Y.

    Kur'an'da Dini ve Ahlaki Kavramlar, Toshihiko İzutsu, Pınar Y.

    Kur'an'da Allah ve İnsan, Toshihiko İzutsu, Pınar Y.

    Kur'an'da İnsan ve Toplum, Ekrem Sağıroğlu, Pınar Y.

    Kur'an'da İslâmi Düşünce, Seyyit Ali Hamenei

    Kur'an'da İslâmi Düşüncenin Genel Yapısı, S. Ali, Bir Y.

    Kur'an'ın Harika Mesajları, 1, 2, Haluk Nurbaki, Damla Y.

    Kur'an'ı Anlamak Farzdır, Abdullah Yıldız, Şemseddin Özdemir, Pınar Y.

    Kur'an'ın İkna Hususiyeti, Muhammed Çelik, Çağlayan Y.

    Kur'an'ın Bütünlüğü Üzerine -Kur'an'ın Kur'an'la Tefsiri- , Halis Albayrak, Şule Y.

    Kur'an Işığında Düşünmek, Ebu Haşim Hicazi, Fıtrat Y.

    Kur'an Kıssalarına Giriş, M. Sait Şimşek, Yöneliş Y.

    Kur'an'la Birlikte Düşünmek, İsmail Kazdal, Birleşik Y.

    Kur'an'la Parıldayan Gerçekler, Nuray Oktay, Zariflik Birliktir Y.

    Kur'an Mesajı, Muhammed Esed, (terc. Cahit Koytak) İşaret Y.

    Kur'an Nedir, Mehmet Paksu, Nesil Basım Yayın

    Kur'an Nedir, Ahmed Nedim Serinsu, Şule Y.

    Kur'an Nizamı, Süleyman Ateş, Dergah/ Yeni Ufuklar Y.

    Kur'an Niçin İndirildi? Muhammed Ahmed Abdüsselâm, Fecr Y.

    Kur'an'ın İnsan-Biçimci Dili, Nadim Macit, Beyan Y.

    Kur'an Sempozyumu, Heyet, Zaman Gazetesi Y.

    Kur'an Sembolizmi, Sadık Kılıç, Kılıç Y.

    Kur'an-Sünnet Bütünlüğü, Necati Kara, İhtar Y.

    Kur'an Kültürü ve Ehemmiyeti, Muzaffer Can, Cantaş Y.

    Kur'an Okulu, Muhammed Bagır Es-Sadr, Bir Y.

    Kur'an Üzerine Makaleler, Rudi Paret, Bilgi Vakfı Y.

    Kur'an ve Sünnet, Soruşturma 2, Sor Y.

    Kur'an-Sünnet Bütünlüğü, Necati Kara, İhtar Y.

    Kur'an ve Sünnet Üzerine, Hikmet Zeyveli, Bilgi Vakfı Y.

    Kur'an ve Mesajı, John Davenport, Kültür Basın Yayın Birliği Y.

    Kur'an ve İnsan, Celal Kırca, Marifet Y.

    1. Kur'an Haftası Kur'an Sempozyumu: Kur'an'ın Aydınlığına Doğru, Heyet, Fecr Y.

    1. Kur'an Sempozyumu, Heyet, Bilgi Vakfı Y.

    Kur'an-ı Kerim'den Âyetler ve İlmi Gerçekler, Haluk Nurbaki, Damla Y.

    Kur'an "Temel İlkeler" , T. B. İrving, İlke Y.

    Kur'an Tarihi, İsmet Ersöz, Ravza Y.

    Kur'an Tarihi ve Kur'an Okumanın Edepleri, Ahmet Cevdet Paşa, Kültür Bas. Y. Birliği

    Kur'an-ı Kerim Tarihi, Muhammed Hamidullah, Marmara Ün. İlahiyat Fak. Y

    Muhtasar Kur'an Tarihi, Ahmed Cevdet Paşa, özel yayın

    Şiada ve Sünni Kaynaklarda Kur'an Tarihi, Ekin Y.

    Kur'an-ı Kerim'den Nasiplenme, Nail Çivrili, Şahsi Y.

    Kur'an-ı Kerim'den Dersler ve Öğütler, Ö. Nasuhi Bilmen, Bilmen Y.

    Kur'an-ı Kerim'in Evrensel Mesajı, 1, 2, Süleyman Ateş, Kur'an Okulu Y.

    Kur'an-ı Kerim'in Evrensel Mesajına Çağrı, Süleyman Ateş, Yeni Ufuklar Neşriyat

    Kur'an-ı Kerim Hakkında Bilmediklerimiz, Arif Arslan, Adım Y

    Kur'an-ı Kerim Nasıl Bir Kitaptır? İsmail Cerrahoğlu, Altınkalem Y.

    Kur'an-ı Kerim Cevap Veriyor, Abdüsselâm Erzen, Terazi Y.

    Kur'an-ı Kerim'in Hedefleri, Sadık Yılma, Yeni Ufuklar Y.

    Kur'an-ı Kerim Meleğin Vahyidir, Sadık Yılma, Yeni Ufuklar Y.

    Kur'an İlimleri ve Kur'an-ı Kerim Tarihi, Abdurrahman Çetin, Dergah Y.

    Kur'an İlimleri, Subhi Es-Salih (terc. Said Şimşek), Hibaş Y. (Esra Y)

    Kur'an İlimleri, Muhammed Ali Sabuni, İnsan Y.

    Kur'an-ı Kerim ve Kur'an İlimlerine Giriş, Suat Yıldırım, Ensar Neşriyat

    Kur'an-ı Kerim Bilgileri, Osman Keskioğlu, T. Diyanet Vakfı Y.

    Kutsal Kitabımız Kur'an-ı Kerim, Ahmet Okutan, özel yayın

    Kur'an-ı Kerim ve 19 Efsanesi, Heyet, İnkılab

    19 Meselesi ve Edip Yüksel'e Cevaplar, Bahaeddin Sağlam, Tebliğ Y.

    Kur'an-ı Kerim ve 19 Efsanesi, Mahmut Toptaş, İnkılab Y.

    İnsanlar da Kayar, Emine Şenlikoğlu Özkan, Mektup Y.

    Kuran Okumaları, Metin Karabaşoğlu, Karakalem Y.

    Kur'an'ı Nasıl Okuyalım? Muhammed Kutub, Bir Y. ;

    Kur'an-ı Kerim'in Nüzulü ve Kıraati, İsmail Karaçam, Nedve Y.

    Kur'an'ı Nasıl Okumalı ve Okutmalı? Osman Zümret, Özel Y.

    Kıraat İlminin Talimi, Necati Tetik, İşaret Y.

    Kur'an'ı Okuma Adabı, Fikri Aksoy, Din Kültürü Neşriyat

    Kur'an Okumanın Mükafatı ve Sûrelerin Fazileti, Bayram Altan, Kılıç Y.

    Kur'an'ın Faziletleri, İbn Kesir (terc. Mehmed Sofuoğlu), Türdav Y.

    Kur'an-ı Kerim'in Faziletleri ve Okunma Kaideleri, İsmail Karaçam, Mar. İl. F. V. Y.

    Kur'an-ı Kerim'in Fazileti Hakkında Kırk Hadis, Aliyyül Kari, Bahar Y.

    Kur'an-ı Kerim'den Âyetler, Mehmet Akif Ersoy, Nakışlar Y.

    Kur'an'ı Anlamak İçin Temel Prensipler, Mevdudi, İMKO Y.

    Kur'an'ı Anlama'nın Anlamı, Dücane Cündioğlu, Tibyan Y.

    Kur'an'ı Anlama Metodu, M. Hüseyin Beheşti, Kıyam Y.

    Anlamın Buharlaşması ve Kur'an, Dücane Cündioğlu, Kitabevi Y.

    Kur'an'ı Anlamada Yöntem, Muhammed Gazali, Şule Y.

    Kur'an'ı Anlamak ve Yaşamak, Muhammed Savval, Işık Y.

    Kur'an'ı Anlamak 1, 2, İsmail Kazdal, Kur'an Okulu Y.

    Kur'an'ı Anlamak Farzdır, Abdullah Yıldız, Şemseddin Özdemir, Pınar Y.

    Kur'an'ı Anlama Yolu, Mahmut Toptaş, Cantaş Y.

    Kur'an'ı Anlamak, Cemaleddin Kasımi, İz Y.

    Kur'an'ı Nasıl Anlayalım? Mevdudi, Bir Y. ; İşaret Y.

    Kur'an'da Anlamı Kapalı Âyetler, Hüseyin Yaşar, Beyan Y.

    Kur'an'ı Anlamada Siyakın Rolü, Mustafa Ünver, Sidre Y.

    Kur'an'ın Anlaşılmasında Esbab-ı Nüzul'ün Rolü, Ahmed Nedim Serinsu, Şule Y.

    Kur'an'ın Anlaşılmasında İki Mesele, (Muhk-Müt., Nesh) M. Sait Şimşek, Yöneliş Y.

    Kur'an-ı Kerim'de Muhkem ve Müteşabih, M. Fatih Kesler, Osmanlı Y.

    Kur'an'ın Müteşabihleri Üzerine, Muhsin Demirci, Birleşik Y.

    Kur'an'ın Nasih ve Mensuh Âyetleri, Ahmet Gürkan, Yeni İlahiyat Kitabevi Y.

    Kur'an'da Temsili Anlatım, Veli Ulutürk, İnsan Y.

    Kur'an'da Sembolik Anlatımlar, Necmettin Şahinler, Beyan Y.

    Kur'an Sembolizmi, Sadık Kılıç, Kılıç Y.

    Kur'an Mûcizesi -Müsbet İlimlerde- Hikmet Özdemir, Gonca Y.

    Kur'an Mûcizesi, Muhammed M. Şaravi, Esra Y.

    Kur'an Mûcizesi, Faruk Yılmaz, Furkan Y.

    Kur'an Mûcizeleri, Haluk Nurbaki, Mayaş Y.

    Mûcizeler Mûcizesi Kur'an, Ahmed Deedat, İnkılab Y.

    Kur'an-ı Kerim Mûcizesi, Malik bin Nebî, T. Diyanet Vakfı Y.

    Sonsuz Mûcize Kur'an, İsmail Karaçam, Çağ Y.

    İslâm'ın En Büyük Mûcizesi Kur'an, Muhammed Mahmud Es-Savvaf, Emin Y.

    Kur'an'da Edebi Veche, Safvet Senih, Nil A.Ş.

    Kur'an'da Edebi Mûcize, Abdullah Aymaz, -özel yayın-

    Kur'an'da Edebi Tasvir, Seyyid Kutub, Çigi Y.

    Kur'an-ı Kerim ve Fenni Keşifler, Suat Yıldırım, D.İ.B. Y.

    Kur'an ve Peygamberimiz'in Çağımızı Aşan Mesajları, M. Avni Özmansur, Altınkalem Y.

    20. Asırda Kur'an İlimleri Çalışmaları, Halil Çiçek, Timaş Y.

    Kur'an Yorumunda Çağdaş Yönelimler, J. M. S. Baljon, Fecr Y.

    Kur'an'a Bilimsel, Filolojik, Pratik Yaklaşımlar, J. J. G. Jansen, Fecr Y.

    Kur'an'a Yönelişler, Celal Kırca, Tuğra Neşriyat

    Kur'an ve İnsan, Celal Kırca, Marifet Y.

    Kur'an'da Fen Bilimleri, Celal Kırca, Marifet Y.

    Kur'an-ı Kerim ve Müsbet İlim, Fahri Demir, D. İ. B. Y.

    Kur'an ve İlimler, Safvet Senih, Nil Y.

    Kur'an ve Bilim, Celal Kırca, Marifet Y.

    Kur'an'ın İlmi Sırları, Süleyman Aksoy, Sır Y.

    Kur'an'ın Matematik Sırları, Haluk Nurbaki, Damla Y.

    Kur'an'dan Tekniğe, Şaban Döğen, Nesil Basım Yayın

    Kur'an'dan İcatlara, Şaban Döğen, Nesil Basım Yayın

    Kur'an'da İlmi Mûcizeler, Abdülmecid Zindani, Kayıhan Y.

    Kur'an'a Göre Uzayda Hayât Var, Rauf Pehlivan Gür, Gonca Y.

    Kur'an ve Kainat Âyetleri, Safiye Gülen İnkılab Y.

    Kur'an ve Kainat Âyetleri -Allah, Kainat ve İnsan- Fethullah Han, İnkılab Y

    Kur'an'da Zihin Eğitimi, Yaşar Fersahoğlu, Marifet Y.

    Kur'an'ın Zihin İnşası, Seyyid Abdüllatif, Pınar Y.

    Kur'an-ı Kerim Tarihi ve türkçe Tefsirler Bibliyografyası, M. Hamidullah, Yağmur Y.

    Tefsir Üzerine, İbni Teymiyye, Pınar Y.

    Tefsir İlminin Temel Meseleleri, Cemaleddin El-Kasımi, İz Y.

    Tefsirde İsrailiyyat, Abdullah Aydemir, D. İ. B. Y.

    Kur'an-ı Kerim'in Tercümesi Meselesi, Hidâyet Aydar Kur'an Okulu Y.

    Kur'an-ı Kerim Tefsirlerinde Hurafe ve Bid'atlar, M: Hüseyin Ez-Zehebi, Saba Y.

    Peygamberimiz'in Kur'an'ı Tefsiri, Suat Yıldırım, Kayıhan Y.

    Kur'an Tefsirinde Fıkhi Tefsir Hareketi ve İlk Fıkhi Tefsir, Mevlüt Güngör, Kur'an Kitaplığı

    Kur'an Tefsirinde Yeni Bir Metod, Emin Huli, Kur'an Kitaplığı

    Günümüz Tefsir Problemleri, M. Said Şimşek, Esra Y.

    Kur'an Tercümesi Meselesi, Mustafa Sabri Efendi, Bedir Y

    Kur'an Tercümeleri, Salih Akdemir, Gün Y.

    Cumhuriyet Dönemi Kur'an Tercümeleri (Eleştirel Yaklaşım), S. Akdemir, Akid Y.

    Büyük Tefsir Tarihi, Tabakatü'l-Müfessirin, Ö. Nasuhi Bilmen, Bilmen Y.

    Tefsir Usulü, İsmail Cerrahoğlu, D.İ.B. Y.

    Hadislerin Kur'an'a Arzı, Ahmet Keleş, İnsan Y.

    Kelimeler Kavramlar 1- 2, Yusuf Kerimoğlu, İnkılab Y.

    Kur'an'da Siyasi Kavramlar, Vecdi Akyüz, Kitabevi Y

    Çarpıtılan, Değiştirilen, İnkar Edilen Kur'ani Kavraml., R. Yılmaz, MücahedeY.

    Kur'ani Terimler ve Kavramlar Sözlüğü, Müstansır Mir, İnkılab Y.

    Ana Konularıyla Kur'an, FazlurRahman, Fecr Y.

    El-Mucemü'l-Müfehres Li Elfazı'l-Kur'ani'l-Kerim, Muhammed Fuad Abdülbaki, Çağrı Y.

    Kelime ve Konularına Göre Alfabetik Kur'an Fihritli, Recep Aykan, Pınar Y.

    Konularına Göre Kur'an (Sistematik Kur'an Fihristi), Ömer Özsoy, Fecr Y.

    Konularına Göre Kur'an-ı Kerim Fihristi, Nevzat Yüksel, Bayrak Y.

    Kur'an-ı Kerim Fihristi, Abdülvehhab Öztürk, Timaş Y.

    Kur'an-ı Kerim Fihristi, Bedrettin Çetiner, Marm. Ünv. İlahiyat Fak. Vakfı Y.

    Kur'an-ı Kerim Fihristi, Muhammed El Arabi, El-Azzuzi, Sönmez Y.

    El-Müfredat Fi Garibi'l-Kur'an, Rağıb El-İsfahani, Kahraman Y.

    Terimler Sözlüğü, -Kitabu't-Ta'rifat, Seyyid Şerif Cürcani, Bahar Y.

    El Vücuh Ve'n- Nezair, Mukatil b. Süleyman, İlmi Neşriyat

    İki Kur'an Sözlüğü, Cemal Muhtar, Marmara Ün. İlahiyat Fak. Y.

    Kur'an Lügatı, Zeliha Topaloğlu, Nil A.Ş.

    Kur'an-ı Kerim Lügatı, Mahmut Çanga, Timaş Y.

    Kur'an-ı Kerim Sözlüğü, Abdülvehhab Öztürk, Şamil Y.

    Kıraat ve Tecvid Istılahları, Nihat Temel, Mar. Ün. İlahiyat Fak. V. Y.

    Umdetül Huffaz; Kur'an Kelimeleri Sözlüğü, Mesud İbni İbrahim Halebi, Hizmet Kit.

    Âyetlerle Cep Kitapları Serisi (20 Kitap), Said Köşk, Anahtar Y.

    Hadis-i Şerifler Işığında İlahi Kelamın Müdafaası, İmam Buhari, İz Y.

    Sözün Özü (Kelam-ı İlahi'nin Tabiatına Dair), Dücane Cündioğlu, Tıbyan Y.

    Nüzulünden Günümüze Kur'an ve Müslümanlar, Zeki Duman, Fecr Y.

    Kainatı Aydınlatan Kur'an-ı Kerim'den İnciler, Mehmet Fikri Seyhan, Şahsi Y.

    İslâm'a İtirazlar ve Kur'an-ı Kerim'den Cevaplar, Süleyman Ateş, Kılıç Kitabevi Y.

    Yüce Kitabımız Hz. Kur'an, Tayyar Altıkulaç, T. Diyanet Vakfı Y.

    Son İlahi Kitap Kur'an-ı Kerim, Osman Keskioğlu, D. İ. B. Y.

    İslâm'da Kur'an, Tabatabai, Bir Y.

    İcazü'l-Kur'an, Nedim Yılmaz, Fatih Yayınevi Neşriyat

    Garp İlminin Kur'an-ı Kerim Hayranlığı, İ. Hami Danişmend, Dergah Y.

    Âyetler Işığında Reçeteler, M. Said Çekmegil, Nabi-Nida Y.

    Âyetlerden İşaretler, Abdülkadir Es-Sufi, Yeryüzü Y.

    Esenlik Yurdunun Çağrısı, Celaleddin Vatandaş, Pınar Y.

    Esbab-ı Nüzul, Abdülfettah El-Kadi, Fecr Y.

    Esbab-ı Nüzul, El-vahıdi, İhtar Y.

    Vahiy Gerçeği, M. Zeki Duman, Fecr Y.

    Muhammedi Vahiy, M. Reşid Rıza, Fecr Y.

    Yemin Olsun ki, Sadık Kılıç, İhtar Y.

    İncilerden Üç Sûre, Muhammed Mahmud Es-Savvaf, Emin Y

    Gözardı Edilen Kur'an Hükümleri, Cavit Yalçın, Vural Y.

    Ahkam-ı Kur'aniye, Konya'lı Mehmed Vehbi, Can Kitabevi

    Cassas ve Ahkamu'l Kur'an'ı, Mevlüt Güngör, Kur'an Kitaplığı

    Fert ve Topluma Kur'an'ın Mesajı, Vehbe Zuhayli, Risale Y.

    Yeniden Kur'an'a Dönüş, Salih Çavuşoğlu, Hanif Y.

    Soruşturma 2, Kur'an ve Sünnet, Heyet, Sor Y.

    Temel Kaynaklardan Yararlanmada Yöntem, Hüseyin Hatemi, İşaret Y.